(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat-alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 1. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.08.1995 gün ve 1995/684-1209 K. sayılı kararın incelenmesi davacı mukabil davalı tarafın istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 12.10.1995 gün ve 1995/31500-31655 sayılı ilamı ile; ( ...Mahkemece verilen karar davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizce, davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığından söz edilerek bozulmuştur. Mahkemece yöntemine uygun olarak ve "eski kararda direnilmesine" şeklinde karar verilmiş ve davalı taraf bu son kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca; hüküm fıkrasının açık bulunmaması ve "direnilmesi" şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur. Mahkemece bu kere, Dairemizin bozma kararı doğrultusunda kıdem tazminatının reddine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece bir kez direnme kararı verildikten sonra, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan şekilde bozma kararı üzerine, artık bu karardan dönülerek, yeni bir hüküm tesis edilemez. Gerçekten yerel mahkemenin önceki direnme kararı, davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bir başka anlatımla, davacının temyiz itirazlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca incelenmesi zorunluluğu vardır. Usul hükümleri, direnme kararından yukarıda anlatılan biçimde dönülmesi olanağı vermez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, direnme kararı uyarınca HUMK. 381-388. maddelerinde belirtilen şekilde açık olarak hüküm kurulmasından ibarettir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece öneki kararda direnilmişti.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı mukabil davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.03.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy