(1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki "Kıdem ve ihbar tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Serik Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.06.1995 gün ve 1995/31-390 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18.03.1996 gün ve 1995/30182-96/5583 sayılı ilamıyla; ( ... l- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosya içeriğine göre davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı yeni mevsimde ekonomik nedenlerden dolayı işbaşı yaptırılmadığı, davacının davalının bu tutumunun iş akdinin feshi olarak nitelendirilmek suretiyle ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iş akdinin işverence haksız feshedildiği sonucuna varılarak kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmış ise de, ekonomik kriz yüzünden askı işleminin devam ettirildiğinin ancak, davacının açmış olduğu bu dava ile iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğrudur. Ancak iş akdinin haklı nedenle de olsa ihbar tazminatına davacı işçi hak kazanamaz. Buna rağmen ihbar tazminatına karar verilmesi hatalıdır.
3- Kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en yüksek faize karar vermekle yetinilmelidir. Oranının gösterilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan kıdem tazminatı faizinin iş akdinin sona erdirildiği dava tarihinden yürütülmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile askı süresinin uzatıldığı tarihten yürütülmesi de isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkeme'ce önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava kıdem ve ihbar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı işçi, davalıya ait turizm işletmesinde mevsimlik işçi olarak çalışmaktadır. 1993 yılı turizm mevsiminin kapanması nedeniyle hizmet sözleşmesi askıya alınmış ve 1994 yılı turizm mevsimi başlangıcında davalı işverence Yasa gereği işe davet edilmiş, ancak ekonomik kriz ve buna bağlı olarak iş potansiyelinin düşük olması nedeniyle işe başlatılmamıştır. Bu husus davalı işverenin tarihsiz davaya cevap dilekçesinin içeriğinden de açıklıkla anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca yerel mahkemenin akdi davacı işçinin değil, davalı işverenin feshettiğini kabul suretiyle ihbar tazminatına da hükmetmesi doğrudur. Bu itibarla hükmün bu kısmı onanmalıdır.
Kıdem tazminatı ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere hüküm altına alınan kıdem tazminatlarına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanması Yasa gereğidir. Ancak bu oranın rakam olarak belirtilmeyip yalnızca faiz türünün gösterilmesi ile yetinilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeksizin önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde kıdem tazminatı ile ilgili bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle kıdem tazminatına ilişkin direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ihbar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının ihbar tazminatına ilişkin bölümünün onanmasına aşağıdaki dökümü yazılı ( 220.000 ) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına,
2- Davalı vekilinin, kıdem tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının bu kısmının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy