(2822 S. K. m. 3, 15)
Dava: Taraflar arasındaki yetki tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne İş Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 25.1.1996 gün ve E. 1993/159, K. 1996/1 s. kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 8.4.1996 gün ve 1996/6836-7221 sayılı ilamı ile; (... 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun değişik 3. maddesinin 2. fıkrasında, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir Toplu İş Sözleşmesi yapılabileceği, bu kanun anlamında bu sözleşmeye işletme Toplu İş Sözleşmesi denileceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm kamu düzeni ile ilgili ve emredici olup uyulması zorunludur. Böyle olunca bu kanun anlamında işletme kapsamı içinde bulunan bir işyeri veya işyerlerinde işyeri düzeyinde Toplu İş Sözleşmesi yapılabilmesi ve işyeri düzeyinde çoğunluk tespiti istenilmesi ve Bakanlıkça işyeri düzeyinde çoğunluk tespitine gidilmesi mümkün olamaz.
Somut olayda davacı işverenin adresini vermek suretiyle bildirdiği İstanbul'daki merkez ve muhasebe departmanında çalışan işçilerin işletme kapsamında olup olmadığı araştırılmamıştır. Bunun için gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 15. maddesinin 2. fıkrası hükmünce İşçi ve Üye sayılarının tespitinde maddi hata iddiasıyla süreye ilişkin itirazları mahkeme altı işgünü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme duruşma yaparak karar verir. Duruşma sonunda verilecek karar temyiz edildiği takdirde Yargıtay'ca 15 gün içinde kesin karara bağlanır. Yasa koyucu burada açıkça Yargıtay'ca ... kesin karara bağlanır demek suretiyle bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunmaktadır. O halde Özel Daire bozma kararına bu nedenle uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy