(743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Polatlı asliye Hukuk Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.11.1991 gün ve 1984/186-1991/420 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk dairesinin 4.2.1993 gün ve 1992/13870-1993/1126 sayılı ilamı:
(..... Davacı Hazine, vergi kaydına göre, davalı adına tespit olunan 541 sayılı parselin devletin hüküm ve Tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu bildirerek iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Yapılan uygulama sonucu vergi kaydının çekişmeli 541 parsel sayılı taşınmazı kapsamadığı saptanmıştır. Esasen, bu yön, mahkemenin de kabulündedir.
Hal böyle olunca; uyuşmazlığın belgesiz zilyedlikten ötürü kazanma koşulları çerçevesinde çözümlenmesinin gerekeceği kuşkusuzdur. Somut olayda davalı kişinin 1951-1952 yıllarında Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden açma yaptığı ve tapulmama tespit tarihi itibariyle de yirmi yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara göre; davalının davada dayandığı vergi kaydının çekişmeli 541 parsel sayılı taşınmazı kapsamadığı sabit olup bu husus, mahkemenin ve tarafların kabulündedir. Bu halde, uyuşmazlığın belgesiz zilyetlikten ötürü kazanma koşulları çerçevesinde çözümleneceği kuşkusuzdur. Dosyada mevcut 4753 Sayılı Yasa uyarınca düzenlenen 22.7.1959 tarihli belirtmelik tutanağı ve bunu doğrulayan tutanak mümzi tanık anlatımlarından, davalının söz konusu tutanağın tanzim tarihinden sonra, 1961-1962 yıllarından itibaren hali araziden açma suretiyle çekişmeli yerde tasarrufa başladığı, tespit tarihi itibariyle de kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı daire bozma ilamında maddi yanılgı sonucu zilyetliğin başlangıç tarihinin 1951-1952 yılları olarak yazıldığı anlaşıldığından, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy