(818 S. K. m. 511)
Dava: Taraflar arasındaki "ölünceye kadar bakma akti ve tapu iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Karadeniz Ereğlisi Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 28.11.1995 gün ve 1991/634 E- 1995/404 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 14.5.1996 gün ve 1996/4426-5718 sayılı ilamı:
(... Dava, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasına dayalı noter senedinin ve tapunun iptali ile tescil isteğine ilişkindir. Davacı dava sürerken olmuş, dava mirasçı Sabriye Türkoğlu (Temel) tarafından yürütülmüştür. Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, davacı babaya ait 8 parça tausuz taşınmazın 25.7.1990 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile ve ölünceye kadar bakma şartı ile davalı Ali'ye yine 6 parsel sayılı taşınmazın da 7.11.1990 günü ölünceye kadar bakma akdi ile davalı İsmail'e temlik edildiği, bakım alacaklısı babanın birlikte yaşadığı davalı Ali tarafından davanın kabul edildiği, diğer davalı tarafından da bakım borcunun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabul edilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek reddedilmesi doğru değildir. Mirasçı Sabriye'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme ararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 2.7.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı Baba Saim Türkoğlu Karadeniz Ereğlisi 2. Noterliği'nce 25.7.1990 tarihinde düzenlenen ölünceye kadar bakıp besleme, görüp gözetme mukavelenamesi ve ferağ vekaletnamesi uyarınca çocukları İsmail Türkoğlu'na kendisine bakmaları, beslemeleri, görüp gözetmeleri ve her ay her birinin, bankadaki hesabına 120.000 lira para yatırmaları kaydıyla bir kısım mallarını devretmiştir. Sözleşmeni yapılmasından öncede oğlu Ali'nin evinde oturmakta olan davacı orada kalmaya devam etmiş, zaman zaman diğer oğlu İsmail başka yerde oturduğu halde babasını ziyarete gelmiştir. Ancak Ali ve İsmail'in araları açık olduğundan Ali, İsmail'i eve kabul etmemiştir. Sözleşmede babanın yılın belli aylarında Ali'de, diğer aylarda İsmail'de kalacağına dair bir kayıt bulunmamaktadır. İsmail öngörülen 120.000 lira her ay banka hesabına yatırmıştır. Tanık beyanına göre baba Saim hastaneye yattığında oğlu İsmail yanında refakatçı olarak kalmak istemiş ancak, babası bu isteği reddetmiştir. Sözleşmenin yapılmasından kısa bir zaman sonra 15.5.1991 tarihinde baba tarafından davalı çocukları aleyhine sözleşme uyarınca davalılara devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali konusunda bu dava açılmıştır. Baba ile birlikte oturan davalı Ali ilk oturumda davayı kabul etmiştir. Mahkemece davanın Ali'nin teşviki ile açıldığı, diğer davalı İmail'in babasına bakmak ve gözetmek sorumluluğundan kaçmadığı kabul edilmiştir. Dosy içeriğine göre ve tanık anlatımları karşısında davalı İsmail'in babasına bakmaktan ve onu gözetmekten kaçınmadığı, aksine babasına yardımcı olmak, ona yaklaşmak istediği halde gerek babası gerekse kardeşi Ali tarafından engellendiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, öngörülen parasal desteği de yerine getirmiştir. Bu durum karşısında olayda davanın koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Direnme kararı yerinde olup onanmasına karar verilmesi gerektiğinden çoğunluğun hükmün bozulması doğrultusundaki görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy