(3402 S. K. m. 12) (3116 S. K. m. 1)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 3.6.1996 gün ve 1995/1059- 1996/393 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4.10.1996 gün ve 1996/9796 - 10980 sayılı ilamı:
(... Cumhuriyet döneminde ilk olarak kapsamlı düzenleme getiren ve 1.6.1937 tarihinde yürürlüğe giren 3116 sayılı Orman Kanununun 1. maddesinde ormanın tarifi yapılmakla beraber orman sayılmayan yerler teker teker belirtilmediğinden makilikler orman sayılmış, o dönemde yapılan sınırlamalarda da maki alanları orman sınırları içerisine alınmıştır. Bu durum 5653 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar devam etmiştir. 24.3.1950 tarihinde kabul edilerek 3.4.1950 tarihinde yürürlüğe giren 3116 sayılı Orman Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu Kanuna bazı maddeler eklenmesine dair söz konusu Kanunun birinci maddesi ile orman yeniden tanımlanmış, orman sayılmayan yerler ayrı ayrı açıklanmış (e) fıkrasında makiliklerin orman sayılmadığı açıkça belirtilmiş son fıkrada ise hangi makiliklerin orman olduğu hükme bağlanmıştır. Adı geçen Kanun uyarınca Makilik ve orman sahalarının birleştiği yerlerde orman sınırlarının tespitine ait yönetmelik çıkarılmış, oluşturulan orman tahdit komisyonları ve maki komisyonları aracılığı ile ormanlar ile artık orman sayılmayan maki alanlarının sınırları tespit edilmiştir. Böylece daha önce orman niteliği ile Hazine adına tapuya bağlanan maki alanları yasa gereğince nitelik değiştirerek orman olmaktan çıkmış ve Hazinenin özel mülkü haline gelmiş, tapuya bağlanmamış olanlar ise Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz durumuna dönüşmüştür. 8.9.1956 tarihinde yürürlüğe giren ve halende yürürlükte bulunan 6831 sayılı Orman Kanununun 1/j. maddesinde aynı maddenin son fıkrasında belirtilen ayrıcalıklar dışında makiliklerin ve fundalıkların orman sayılmadığı hükmü tekrarlanmıştır. Yukarıda değinilen yönetmelik ve bu yönetmelik uyarınca oluşturulan komisyonların ve yaptıkları işlemlerin yasal dayanaklarının bulunup bulunmadığı, geçerli olup olmadıkları yönünde içtihatlar arasında çıkan uyuşmazlıkta 22.3.1996 tarih 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı ile halledilerek komisyonların ve yaptıkları işlemlerin yasal ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu durumda 5653 sayılı Kanun ile orman niteliğini kaybeden ve ilgili komisyonlarca sınırları belirtilip haritaya bağlanan 3.4.1950 tarihinden bu yana da adı geçen yasa maddelerinde sayılan ayrıcalıklar dışında hiçbir surette orman sayılmayana böylece Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz konumuna gelen tapusuz maki alanlarının imar ihya yoluyla özel mülke konu olabileceğinin kabulü gerekir.
Öte yandan orman olmayan bir yer hakkında orman dışına çıkarma işlemi yapılamayacağı da kuşkusuzdur. Bu itibarla daha önce ilgili Komisyonlarca makilik olarak belirlenen ve orman sayılmayan taşınmazlar için sonraki tarihlerde orman dışarısına çıkarma yönünde yapılan işlemler geçersiz olup, bunlara değer verilemez ve hiçbir hukuki sonuç bağlanamaz.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin maki komisyonlarınca yapılan tesbit işlerine dair tüm evrak ve haritaların getirtilmesi, Hazine adına tapuya bağlanıp bağlanmadığının araştırılması bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, harita ve krokilerin uygulanması, uzman bilirkişilerden rapor alınması ve dava konusu taşınmazın maki alanı olarak belirlendiğinin tespiti halinde belirleme tarihinden itibaren kişi yararına imar ihya yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin olarak saptanması ve sonucuna göre hüküm kurulması taşınmaz maki alanı olarak belirlenmeyip de orman sınırlaması içerisinde iken 1744 sayılı Yasa uyarınca orman dışına çıkarıldığı takdirde yirmi yıllık zilyetlik süresi dolmadığından davanın kabulü cihetine gidilmesi gerekirken noksan soruşturma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu Kütükçü Köyü 180 parsel sayılı taşınmaz 1946 yılında yapılan ve kesinleşen Orman tahdidinde Orman sınırları dışında bırakıldığı gibi 1976 yılında 1744, 1985 yılında 2896 sayılı Yasalar uyarınca yapılan işlemlerle de orman sınırları içerisine alınmadığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu Orman bilirkişisi raporu ile sabittir.
Öte yandan tespit tutanağı 20.1.1966 tarihinde kesinleşmiş, dava ise 4.10.1995 tarihinde açılmıştır. Çekişmeli taşınmaz tespit tutanağı düzenlenecek nitelik taşıdığına, tespit işlemi usulüne uygun kesinleştiğine ve kesinleşme tarihinden itibaren 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddelerinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçtiğine göre mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğrudur.
Bu itibarla Usul ve Yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy