(3402 S. K. m. 20) (743 S. K. m. 645)
Dava : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 15.10.1996 gün ve 1996/168 E., 192 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 27.2.1997 gün ve 1997/1639-2563 sayılı ilamı ile; (... Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanun'un 645, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak, böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa, öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü'nden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı, doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, her iki tarafta tapu kaydına dayandığı halde davalı Hazine tapusunun uygulanması ile yetinilmiş, davacı tapusu ise, hiç uygulanmamıştır. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde yeniden keşif yapılması, her iki tapunun yöntemine uygun biçimde uygulanması, civar parsellere ait tespit tutanakları ve dayanak tapu kayıtları getirtilip, uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, tapu kayıtlarının uymaması halinde davacı yararına zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz uygulama ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunu'nun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak, böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü'nden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerinden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı, doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olay ise; davacının dayandığı, 15.10.1964 tarih 16 numaralı tapu kaydının ilk tesisi olan Mayıs 1926 tarih 563 numaralı tapu kaydı Hazine malı iken, 2502 ve 2510 sayılı yasalar uyarınca yapılan dağıtım ile kişilere geçtiği keza Hazine tapusu da aynı tarihte oluştuğu ve her iki tapunun da krokilerinin bulunduğu halde söz konusu krokiler uygulanmamıştır. Ayrıca, komşu parsele ait tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilip uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş, çekişmeli taşınmazın doğusundan geçen yol nedeniyle yapılan kamulaştırma işleminde düzenlenen krokiden yararlanılmamış, tapu kaydı bu yer uyar uymaz şeklindeki tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli sözleriyle yetinilmiştir.
Hal böyle olunca; Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak, öncelikle belirtilen noksanlıkların tamamlanması, daha sonra yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde uygulama yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ve yetersiz uygulamaya dayanılarak önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç : Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy