(506 S.K. m. 19, 26)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 1.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.7.1996 gün ve 1994/25-1996/320 sayılı kararın incelenmesi davacı SSK. vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 30.9.1996 gün ve 1996/8077-7722 sayılı ilamı;
(. . . 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Sosyal Sigortalar Kurumu iş kazası sonucu sürekli iş göremez durumuna giren sigortalıya bağladığı geliri davalı işverenden rücuan tahsilini talep etmiştir. Mahkeme davayı kabul etmiştir. Ancak, sigortalının kazanç kaybını tespit eden hesap bilirkişisi raporu denetime elverişli olmadığı gibi, iş kazasına uğrayan sigortalının babasına, davalı işverenin 20 milyon TL.'sına sattığı Renault marka otonun bedelinin hibe gibi kabul edilip, tavandan düşülmesi de isabetsizdir. . .) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnmekararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Kurum, iş kazası geçiren sigortalıya yaptığı Sosyal Sigorta yardımlarının davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık davalının sigortalıya vermiş olduğu Renault marka otomobilin değerinin düşülüp düşülmeyeceği ile tazminat hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi sigortalı iş kazasında sürekli iş göremez duruma düştüğü için, kurumun rücu hakkı sigortalının davalıdan isteyebileceği tazminat miktarı ile (tavan) sınırlı olup o miktarı geçemez.
Gerçekten kısaca (tavan) denen tazminat hesap raporu Yargıtay denetimine elverişli değildir.
Hesap yapılırken raporun düzenlendiği tarihe kadar sigortalının kazancı belli olduğu için ve gerçek belli iken varsayıma gidilemeyeceği kuralı gereği iskonto işlemi uygulanmamalı, rapor tarihinden sonra bilinmeyen dönem için %10 gelir artışı ve %10 iskonto emsali uygulanmalı gelir artışı ve iskontolama işlemi ortalama metoda göre değil de, bilinmeyen döneme isabet eden her yıl için ayrı ayrı yapılmalıdır. Oysa hükme dayanak alınan hesap raporu iki şıklı olarak yapılmış ise de her iki şıkta da ortalama yöntem uygulanmıştır. O itibarla bu yöne ilşikin bozma ilamına uyulması gerekirken yazılı düşüncelerle direnme kararı verilmiş olması Usule ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
Sigortalıya haricen verilen "Renault" marka otomobil bedelinin tavandan düşülmesinin gerekip gerekmeyeceği meselesine gelince, kurumun rücu hakkı, kendine özgü halefiyet esasına dayanır. Ancak bu hak, sigortalıya tanınan haktan, bağımsız Yasa'nın kuruma tanıdığı bağımsız bir haktır.
Kural olarak, tazmin sorumlusunun, bu davada davalının sigortalıya ödediği meblağın tavandan düşülmesi gerekir. Zira düşülmediği taktirde kendisi çifte ödemeyle karşı karşıya bırakılmış olur ki böyle bir sonucun hukuka aykırılığı ortadadır. Ancak sigortalıya tazmin sorumlusunun, kurumu zarara sokmak amacıyla haricen anlaşmış olmaları olasıdır. Örneğin sigortalıya hiçbir ödeme yapılmadığı halde, sigortalı gerçeğe aykırı biçimde kendine ödeme yapıldığını kabul etmiş olabilir. İşte, böyle bir kötü niyetin saptanması halinde, yapılan ödemenin tavandan düşülmesi yoluna gidilemez.
Olayda sigortalı iş kazası nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açmış, ancak tazminat davası sulhle sonuçlanmıştır. Sulh gereği, bir protokol düzenlenmiş, davalı sigortalıya nakit ödemede bulunmayı ve Renault marka otomobil vermeyi taahhüt etmiş, taahhüt edilen miktarların çek ve bonolarla ödendiği, bankadan gelen yazılardan anlaşılmıştır. Keza söz konusu otomobil noter senedi ile sigortalıya devredilmiş mülkiyeti resmen intikâl etmiştir. Olayın şu haliyle takip ettiği seyir itibariyle harici anlaşmanın iyi niyete dayandığı, ödemelerin yapılmasında muvazaa ihtimalinin olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Esasen, mahkemece nakit ödemeler düşüldüğü halde bu ödemeler yönünden karar bozulmamıştır. Mahkemece bir kısım ödemelerin düşülmesinin kabul edilmesine karşın "Renault" aracının bedelinin düşülmemesi çelişkiye yol açmış olur.
Açıklanan bu nedenlerle ikinci bozma kararına karşı mahkemece verilen direnme kararı usule ve Yasa'ya uygun olduğundan onanmalıdır.
Sonuç: 1- Davacı SSK. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının tazminat hesap raporuna ilişkin bölümünün yukarda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Direnme kararının zarar tavan hesabında davalı işveren tarafından sigortalı işçiye verilen otomobil değerinin indirilmesi yolundaki direnmesi yerinde görüldüğünden kararın bu bölümünün (ONANMASINA), 28.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy