(3201 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 11.12.1996 tarih ve 1996/990 E., 2313 K. sayılı kararın incelenmesi davalı S. S. Kurumu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 18.2.1997 tarih ve 1997/1147-970 sayılı ilamı ile; (Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı yasanın 3. maddesi uyarınca yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur. Davacının yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşıldığına göre yazılı düşüncelerle borçlanmanın geçerli olduğuna karar verilmiş olması usûle ve yasaya aykırıdır.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel mahkeme, Federal Almanya Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik Kuruluşu'ndan işsizlik sigortasından yardım alınmasının kesin dönüşü engellemeyeceğini, kaldı ki 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanabilmek için kesin dönüşün şart olmadığını, esasen davacının kesin dönüş yaptığını kabul etmiş ve kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli olduğuna karar vermiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bozma kararında, 3201 sayılı yasanın 3. maddesinde yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için kesin dönüşün şart kılındığını, oysa davacının yurda kesin dönüş yapmadığını, o nedenle borçlanmanın geçersiz olduğuna karar vermiştir.
Görüldüğü üzere yerel mahkemeyle Özel Daire arasındaki uyuşmazlık 8.5.1996 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının, Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesinde borçlanabilme koşulu olarak vurgulanan Yurda Kesin Dönüş kavramının hukuki amaç ve kapsamı ile sonuçlarının belirlenmesinde toplanmaktadır.
Yasakoyucu, yurt dışında çalışan ve çalıştığı ülkenin sosyal güvenlik yardımlarından yararlanmak istemeyen Türk vatandaşlarının, zorunlu durumlarda, sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla, istisnai bir uygulama ile borçlanma yasaları çıkarmıştır. Sağlanan bu imkânla, Türk vatandaşları yurt dışındaki hizmetlerini belgelemek ve karşılıklarını döviz olarak sosyal güvenlik kuruluşlarına yatırmak suretiyle yurt içinde çalışanlar gibi sosyal güvenliğe kavuşturulmuşlardır.
Bunlardan ilki 30.5.1978 tarih, 2147 sayılı olanıdır. Daha sonra bunu 8.5.1986 tarihinde yürürlükten kaldıran 3201 sayılı Borçlanma Yasası takip etmiştir. Yurt dışında çalışanların, yurt içi sosyal güvenlik kurumlarına borçlanma yoluyla Türkiye'de sosyal güvenliklerinin sağlanmasına yönelik 2147 sayılı yasada borçlanma koşulu yönünden borçlanacak kişinin yurda kesin dönüşü biçimde açık bir kural bulunmamasına karşılık, yurda kesin dönüş koşulu, yönetmelikle kabul edilmiştir. Bu şekilde yasa ile yönetmelik arasında hasıl olan çelişki büyük sorunları da beraberinde getirmiş, bunun yasal yolla düzeltilmesi için 8.5.1985 tarihli 3201 sayılı yasa kabul edilmiş ve getirilen 3. madde ile sorun çözülmüştür. Buna göre; yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının ancak yurda kesin dönüş yapma koşuluyla borçlanabileceği ve buna bağlı kendilerine aylık tahsis edilebileceği kural olarak kabul edilmiştir. O nedenle uyuşmazlık çözümlenirken öncelikle Yurda kesin dönüş yapma olgusunun anlam ve kapsamı üzerinde durulması kaçınılmazdır.
Yurda kesin dönüş yapma yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini, gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek, yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere, Anavatan'a dönüş yapmayı ifade eder. Yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkisini bitirmeden geçici sürelerle yurda giriş yapmak yasanın amacına uygun kesin dönüş olarak nitelendirilemez. Ayrıca yurt dışı iş hayatı ile ilgili gerçek dışı bilgiler temin edilip Türk makamlarına kesin dönüş yapıldığını bildiren tek taraflı beyana itibar edilemez. Olayımızda davacı sigortalının yurda kesin dönüş yaptığı gerekçesiyle 3201 sayılı yasa hükümlerince borçlandığı, ancak Alman sosyal güvenlik kuruluşlarından İŞSİZLİK SİGORTASI YARDIMI aldığı tartışmasızdır. Uyuşmazlık, belirtilen türden yurt dışında yardım alan kişinin anılan yasanın aradığı amaca uygun yurda kesin dönüş yapmış, kabul edilip edilmeyeceğinin belirlenmesinde toplanmaktadır. Diğer bir anlatımla yurt dışındaki işçinin İŞSİZLİK SİGORTA YARDIMI almaya devam etmesi durumunda 3201 sayılı yasanın 3. maddesindeki kesin dönüş koşulunun varlığından söz edebilecek midir sorusunu yanıtlamak gerekmektedir.
Gerçekten, Alman sistemine göre işsizlik yardımı, kendine özgü bir sosyal yardım olarak öngörülmüştür. Belirli koşulların mevcut olması durumunda, Federal Almanya Cumhuriyeti işsiz kalanlara İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığı ile işsizlik parası ödemektedir. Bu tür bir yardımdan yararlanabilmek için ilgilinin işsiz kaldığını şahsen bildirmesi ve bunu yazılı bir dilekçeyle yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, başvurudan önceki yedi yıllık çalışma sürelerini gösteren, işveren tarafından düzenlenen bir belgeyle, Almanya'da ikamet edildiğini kanıtlayan ikamet kayıt belgesi, ücret vergi kartı ve sigorta kimlik kartının ibrazı zorunludur. İşsizlik yardımı alabilmek için öngörülen koşullardan birisi de: Almanya Cumhuriyeti'nde çalışma hakkı veren geçerli bir çalışma iznine sahip olunmasıdır. Bu koşulları taşıyan ve yardıma hak kazanan kimsenin yükümlülüklerine gelince; bu kimseler yardım süresince, İş ve İşçi Bulma Kurulu tarafından kendilerine teklif edilen işleri kabul ve işe başlama zorunda oldukları gibi, bu süre zarfında; yaşamlarında meydana gelen değişiklikleri de ilgili makamlara bildirmek zorundadırlar. Yurda dönme istemi, Almanya'da adres değişiklikleri, yeni işe başlama durumu, Federal Almanya Cumhuriyeti Yasal Rant Sigortası'ndan rant aylığı veya Anavatan'dan alınan sigorta aylığı gibi durumların derhal ilgili makamlara bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Kısaca belirtilen nedenler sonucu; Alman işsizlik yardımından yararlanan bir kişinin, Almanya'da ikamet ettiği ve iş ilişkisinin devamedegeldiğinin kabulü zorunludur.
Hal böyle olunca, Almanya'da işsizlik sigortasından yardım görmek, kişinin Almanya'da oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi belirecek somut olayın özellikleri de göz önünde tutularak aynı güçte delillerle kanıtlanabilir. Davacının delil olarak sunduğu ikametgâh ilmuhaberi aynı güç ve nitelikte bir delil olarak kabul edilemez.
Dava konusu olayda; davacı sigortalının 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanmasını yaptığı sırada Alman Cumhuriyeti'nden işsizlik yardımı aldığı, dosyadaki belgelerden açıkça ortaya çıktığına ve bu durumda bulunan kişinin yurda kesin dönüş yapmış sayılamayacağına ve aksine, başkaca bu karineyi çürütücü kanıtlar getirilememesine göre; sözü edilen yasanın 3. maddesi uyarınca borçlanma koşulları gerçekleşmediğinden Sosyal Sigortalar Kurumu'nun bu borçlanmaya yönelik işlemi iptal etmesi yerinde olup, aksi yönde verilen direnme kararı usûl ve yasaya aykırı bulunmaktadır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.11.1997 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Maddi olay: Davacı vekili müvekkilinin yurt dışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı yasaya göre borçlandığını, borçlanma karşılığını döviz olarak ödendiğini, 3.8.1992 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını, 506 sayılı yasaya göre kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkilinin yurt dışındaki işlerini tasfıye için yurt dışına gittiğini, yurt dışında çalışmadığını, işsizlik yardımı alınmasını yasaklayan bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek 3201 sayılı yasaya göre yaptığı borçlanmanın geçerli sayılmasına ve fazla hakların saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili: Davacının 1.12.1987-1.1.1995 devresi Almanya'dan işsizlik sigortası aldığının tespit edildiğini, kesin dönüş yapmadığı için 3201 sayılı yasaya göre borçlanma işleminin ve yaşlılık aylığının iptal edildiğini, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkeme: Toplanan delillere göre davacının yurda kesin dönüş yaptığını belirterek, borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine karar vermiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bozma ilamı (oyçokluğuyla): Davalı kurum vekilinin temyiz üzerine Yüksek Özel Daire davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı yasanın 3. maddesi uyarınca yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur. Davacının yurda kesin dönüş yapmadığı, anlaşıldığına göre yazılı düşüncelerle borçlanmanın geçerli olduğuna karar verilmiş olması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir gerekçesiyle kararı bozmuştur.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy