(506 S. K. m. 6, 79)
Taraflar arasında hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 11.3.1997 gün ve 1996/382 E- 1997/96 K. sayılı kararın incelenmesi davalı SSK. vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 14.4.1997 gün ve 1997/3104 - 2886 sayılı ilamı:
(
Davacının davalı işverene ait işyerinde 1980 - 1988 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak geçen ve diğer davalı kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tesbitine ilişkin istemi mahkemece aynen kabul edilmiştir.
Davada iki kez yapılan bozmaya karşın, Mahkemece bozma ilamları çevresinde yapılan araştırma ve inceleme ile toplanan deliller davanın kabulüne yeterli ve elverişli bulunmamaktadır. Zira tespitine karar verilen çalışmalar kesintisiz 8 yıla varan uzun bir süreyi kapsamaktadır. Bu kadar uzun süreye yönelik istemin, önceki bozma ilamlarında açıkça vurgulandığı gibi, başkaca hiçbir bilgi ve belge ile doğrulanmayan salt, yetersiz ve inandırıcı olmaktan uzak soyut tanık beyanlarına dayanılarak kabulü düşünülemez. Öte yandan davacı dava dilekçesinde muhasebeci olduğunu iddia ettiği halde bozmadan sonra muhasebeci olmadığını söylemek suretiyle çelişkiye düşmüştür.
Bu durumda, dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelere nazaran kanıtlanmamış durumda bulunan davanın reddine karar verilmek gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle kabulü yolunda hüküm tesis edilmiş bulunması Usul ve Yasa'ya aykırıdır
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı SSK Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık: Davacının davalılardan İşverene ait işyerinde hizmet akdiyle 1.2.1980 - 1.3.1988 devresi çalışıp çalışmadığına ilişkindir.
Dosya içeriğine göre; işverenin çalışmayı kabul ettiği, ancak 1.2.1980 - 1.3.1988 devresi kayıtları olmadığını belirttiği, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'nun ise cevaben iddianın resmi kayıtlarla isbatı gerektiğini belirterek, dava'nın reddini istediği, dinlenen davacı şahitlerinin beyanları ve işverenin beyanına göre mahkemece davanın kabulüne dair ilk kararın Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyizi üzerine Özel Dairece araştırmaya sevk edilerek bozulduğu, yerel mahkemece bozma ilamına uyularak imkan dahilindeki delillerin toplandığı, mahallinde keşif yapıldığı, işyerinin tesbiti istenen devrede faal olduğu, çalışanlar tesbit edilerek adresleri bulunanların şahit olarak dinlendiği, davacının çalışmasını doğruladıkları ve yine mahkemece isteğin hüküm altına alındığı, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun tekrar temyizi üzerine yine araştırmaya sevk suretiyle Özel Dairece bozulduğu, bozmaya uyularak davacı isticvap edilerek davacının muhasebe bölümünde getir - götür işlerinde çalıştığı muhasebeci ve muhasebeci yardımcısı olmadığının belirlendiği ve işyeri muhasebeci Ş. Demirtaş'ın açık ve net beyanı ve dosya içeriği gözönünde tutularak isteğin yine hüküm altına alındığı, tekrar Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyizi üzerine, bu defa Özel Dairece bilgi ve belge ile doğrulanmayan salt inandırıcı olmayan şahit beyanlarına dayanılarak ve muhasebeci olduğunu da ilk önce söyleyerek çelişkiye düşülen bu durumda davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi gerekçesiyle oyçokluğuyla kararın bozulduğu ve mahkemece direnildiği, Sosyal Sigortalar Kurumu'nca süresinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerden davanın davacının vekili tarafından açıldığı, muhasebeci tabirinin kullanıldığı, daha sonra davacının isticvabında davacının muhasebe bölümünde evrak getir - götür telefona bakmak, temizliğe bakmak gibi işleri yaptığı, işyerinde çalışan işçiler ve muhasebecinin beyanlarından işyerinde tesbiti istenen 1.2.1980 - 1.3.1988 devresinde sürekli çalıştığı, işverenin kayıt ibraz edemediği, işyerinin faal olduğu 1.2.1982 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu müfettişinin tutanakta davacının isminin olmaması çalışmadığını göstermeyeceği, o gün ve o anda bulunmadığına delil olduğu Sigortalılığı'nın tesbitinin Kamu Düzenine ilişkin olup, sigortalılık vazgeçilmez ve feragat edilmez hak olduğu, (506 S.K. m: 6) 506 sayılı Kanunun ve 1475 sayılı İş Yasa'sına göre de kayıtları tutmak yükümlülüğünün işverene ait olduğu işçinin kayıt tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, dosyadaki işveren ve işyerinde çalışanların beyanlarına göre iddia doğrulandığı halde ve aksi de isbat olunmadığından davanın kabulü ve yerel mahkeme kararının onanması gerekirken reddine karar veren Yüksek Kurulun çoğunluk kararına karşıyım. 17.12.1997 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy