(818 S. K. m. 58) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki sigorta rücu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.10.1994 gün ve 1993/1462-1994/1275 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 24.11.1995 gün ve 1995/7725-8776 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı vekili, müvekkiline sigortalı işyeri ve emtianın davalıların maliki bulundukları zemin kattan çıkan yangın sonucu hasar gördüğünü ve sigortalıya tazminat ödendiğini ileri sürerek 37.183.000 liranın ödeme tarihi olan 19.2.1993 tarihinden itibaren ıskonto faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş bilahare birikmiş faiz olarak 13.354.115 lira isteyerek bu kısımla ilgili harcı ikmal etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, yangının oluşumunda davalıların kusursuz sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle belirlenen toplam 511.608.880 liranın davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine dairemizce, ilamda belirtilen nedenlerle onanmıştır.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
İşbu sigorta rücu davası yangının çıktığı zemin katta bulunan 3 numaralı bağımsız bölümün maliki sıfatıyla davalılar F. Nihal ve A. Meral aleyhine açılmış bulunmaktadır. Oysa dava dosyası içindeki tapu kayıt örneğinden bu bağımsız bölümün tamamının N. Işık'a ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu yerin yangının çıkması sırasındaki kiracısı olan O. Taş ve kiraya verilmesi nedeniyle düzenlenen kira sözleşmelerinde ise davalılardan F. Nihal'ın adı geçmemekte ve fakat davalılar dışında S. Güzin ile A. isimli kişilerin adları geçmektedir. Davalılar aleyhine bu dava bina malikinin hukuki sorumluluğu esasına göre açıldığına göre, mahkemece bu husus taraflara açıklattırılarak davalıların yangının çıktığı 3 nolu bağımsız bölümün maliki sıfatını taşıyıp taşımadıkları soruşturularak buna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususun gereğince araştırılmadan hüküm kurulması doğru olmadığı gibi Dairemizin onama kararındaki gerekçe de yukarıdaki açıklamaya uygun düşmediğinden davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalılar vekilleri
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 16.04.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy