(818 S. K. m. 24)
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.2.1993 gün ve 1990/755-1993/136 sayılı kararın incelenmesi davacı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.4.1994 gün ve 1993/3983-3006 sayılı ilamı:
( ... Davacı vekili, davalının 4-8 Ekim 1989 tarihleri arasındaki Şanlıurfada düzenlenen (ARGO-GAP 989 Tarım Fuarının organizatör firması) olduğunu, bu fuara katılmak isteyen müvekkili ile davalı arasında 26.9.1989 tarihli bir katılma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalının, müvekkiline 100 m2 lik bir açık alan tahsis etmeyi üstlenip müvekkilinin de bedeli olan (12.000.000) lirayı ödediğini, müvekkilinin 100 m2 lik alanın düzenlenmesi için iki kamyon kum çakıl, 2 kamyon da mıcır getirdiğini ve 5 m3 de kereste getirerek saha düzenlemesi yaptığını, ancak alt yapısının bulunmaması sebebiyle 2-3 Ekim 1989 günlerinde yağan sürekli yağış sonucu sahanın su altında kaldığını, kendilerine müracaat olunan davalı yetkililerinin bir şey yapamayacağını bildirdiklerini, bilahare yapılan uzun uğraşlar sonucu davalının müvekkiline kapalı alanda 15.5 m2 lik bir yer tahsis ettiğini, ancak küçük olan bu alanın müvekkilinin faaliyet ve çalışmalarının tanıtılmasına imkan vermediğini, kapalı alanın kira bedelinin (1.500.000) lira olduğunu, bu durumda davalının yatırılan kira bedelinin (10.500.000) TL. sini iade etmesi gerektiğini ayrıca su basması sonucu müvekkilinin (388.806) TL. lık suntasının zayi olduğunu belirterek, (10.500.000) lira kira bedeli ile zarar bedeli olan (388.806) liranın (35.833) TL. tesbit masrafı ile birlikte davalıdan tahsilini ve alacağa şartname tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiğini, davacının isteği üzerine kendisine kapalı alan tahsis edildiğini ve daha önce tahsis edilen açık alanın da boş bırakıldığını, kapalı alan bir fiyatının daha yüksek olduğunu, önlenmesi mümkün olmayan tabi afeten müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, açık alanın 1 metre kadar su altında kaldığının dosya içeriğinden sabit olduğu, bu durumda bu alanın teşhir için amaca elverişli olmadığının her türlü izahtan vareste olup kapalı alanda teşhirin bir zaruret sonucu olduğunun düşünülmesinin gerektiği, davacı taraf da kapalı alanı kullanmayıp teşhinden vazgeçmiş olmamakla davalı tarafın kapalı alanı vermekle sözleşmenin yer yönünden değişik şekilde ifa edildiğini düşünmek gerektiği, davacının ihtirazi kayıt koymamasının da bu düşüncenin doğru olduğunu gösterdiği, yağmur nedeniyle meydana gelen hasarda kusurun davacı tarafta olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Ancak, fuarda davacıya 100 m2lik bir açık alan tahsis etmeyi üstlenen ve bedelini tahsil eden davalı, davacıya bu taahhüdüne uygun bir yer tahsis etmek ve bu yeri fuar müddetince amacına uygun ve kullanıma elverişli bir halde bulundurmak zorundadır. Oysa taraflar arasında ihtilafsız olduğu üzere davalı bu edimini yerine getirmemiş ve davacıya kapalı alanda daha küçük bir yer tahsis edebilmiştir. Davacının bu küçük yeri kabul ederken kira farkı istemeyeceği yolunda açık bir kabulü de söz konusu değildir. Davacının ihtirazi kayıt ileri sürmemesi şayet iki yer arasında kira farkı varsa bu farkı istemesine engel teşkil etmez, kaldı ki fuar sona ermeden de tesbit yaptırmıştır. Bu itibarla mahkemece, kapalı alanın kirası veya bu alan için ödenmesi gereken bedel saptanmalı ve şayet bu bedel açık alan için ödenen bedelden az ise aradaki farkın tahsili cihetine gidilmelidir. Anılan husus nazara alınmadan kira farkı ile ilgili istemin de reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy