(6762 S. K. m. 773, 781, 1061)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.6.1995 gün ve 1994/224 E-1995/128 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.11.1995 gün ve 1995-7740-8752 sayılı ilamı:
(... Davacı vekili, müvekkiline ait fabrikanın taşımacılığını üstlenen davalı tarafından gönderilen 34 DNU 31 plakalı kamyonu yüklenilen malların gönderildiği yere ulaşmadığını, yaptıkları araştırmada bu kamyon plakasının, sürücüsüne ait ehliyetin ve vergi levhasının sahte olduğunun ortaya çıktığını ve davalının basiretsiz davranışı nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek, 289.774.740 TL.nın olay tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı mallarını taşıdığını, ancak söz konusu aracın müvekkili üyesi olmadığını, bu araç sürücüsünün dönüş yükü için müvekkiline başvurusu üzerine kendisine davacı şirkette yük olabileceğinin belirtildiğini ve müvekkilinin olaya ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, taşımayı üstlenen araçla, davalının ilgisi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşımanın davalı kooperatife bağlı araçlar tarafından yapılmadığı anlaşılıyor ise de, taşımanın yapıldığı aracın davalı kooperatif tarafından davacıya gönderildiği cevap dilekçesindeki açıklamayla kabul edildiğine göre davalı kooperatifin bu taşıma işinin yapılmaması bir başka deyişle taşınan malların araçla birlikte ortadan kaybolmasından davacıya karşı taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece tarafların delilleri toplanarak tazmini gereken miktara saptanmasından sonra hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekir. . .) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 24.09.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy