(6762 S. K. m. 1295, 1267, 1264, 1265, 1297)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.12.1995 gün ve 1994/132 E - 1995/1062 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.10.1996 gün ve 1996/3550-6633 sayılı ilâmı:
(... Davacı vekili, müvekkiline ait çırçır ve pres fabrikasının davalı şirket nezdinde yangın sigorta poliçesi ile sigortalı iken 16.10.1993 tarihinde çıkan yangında işyerinin ve malların hasarlandığını, henüz sigorta tazminatı ödemeden işyerinde 29.10.1993 tarihinde ikinci kez yangın çıktığını, davalıya müracaat edilmesine rağmen tazminat ödenmediğini ileri sürerek 742.140.000 TL.'nin 29.10.1993 tarihinden itibaren re'eskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacının işletmekte olduğu çırçır fabrikasını İş Bankası Pazaryeri Şubesi (Sigorta acentesi durumunda) vasıtasıyla sigorta ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, bilahare müvekkilinin düzenlediği poliçeye ilişkin sigorta primi tutarının tahsili için banka şubesi tarafından davalıya ihbarname gönderildiğini, davalının primi yüksek bulduğunu belirterek sigorta primini ödemediğini, bu nedenle gerçekleşmeyen bir akde dayanarak davacının tazminat isteyemeyeceğini, öte yandan TTK. m.1295'e göre sigortacının sorumluluğunun sigorta priminin tamamının veya ilk taksidinin ödendiği tarihte başlayacağını, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki yazılı kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre; davalının düzenlediği sigorta poliçesinin bir örneğini davacı sigortalıya götürüp sigorta primini veya ilk taksidini tahsil etmesi gerekirken bunu yapmadığı, primin ödenmediği hususunu tanıkla ispat etmesine davacının muvafak etmediği, davalının TTK. m.1267'ye uygun olarak prim alarak sorumluluğu başlatmadığı, ancak sigortacının doğan zarardan sorumlu olduğu, ancak ödenmesi gereken tazminatın sigorta bedeli değil sigortaya ilişkin yasa hükümlerine aykırı davranıştan doğan bir tazminat olduğu ve TTk. m.1264/1, BK.98 yollamasıyla aynı Yasa'nın 44. maddesinin uygulanması gerektiği, davacının zararının 752.100.000 TL. tutarında olup, poliçeyi takip etmemesi ve prim ödememiş bulunması nedeniyle 2/8 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 564.075.000 TL.'nın 29.10.1993 tarihinden itibaren re'eskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
1 - Davacı, fabrikasındaki makina, tesisat ve emteaları Yangın Sigorta Poliçesi ile davalı sigortanın acentası durumundaki İş Bankası Gaziantep/Pazaryeri Şubesi aracılığı ile sigorta ettirmiştir. Bilahare davalı sigortacı sigorta priminin tahsili için poliçeyi davacıya en yakın anılan banka şubesine göndermiş bu şube tarafından primin ödenmesi isteğini bildirir ihbarname davacıya gönderilmiştir. Sigorta priminin ödenmediği davacının da kabulündedir. Poliçe, banka şubesi tarafından 15.10.1993 günlü yazı ekinde, "sigorta priminin sigortalı tarafından yüksek bulunarak ödenmediğinden" söz edilerek sigorta şirketine iade edilmiştir.
TTK.nun m.1295, f.3'e göre sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödendiği tarihte başlar. Dava konusu olayda riziko gerçekleşmiş ancak prim ödenmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı sigortacı prim tahsili ve poliçeyi ulaştırma ile ilgili yükümlülüğünü yerin getirmiştir. Sigortacının poliçeyi davacı sigortalının işyerine kadar götürüp primi orada tahsil etme zorunluluğu yoktur. Tacir olan davacının en azından prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini bilmesi ve davacı için külfet teşkil etmeyecek bir işlem olan ve hatta verilecek bir talimatla dahi yapılabilecek olan prim ödeme işlemini yerine getirmesi gerekirdi.
Bu açıklama ve tespitlerin ışığı altında taraflar arasında sigorta akdinin oluştuğu ancak, sigorta primi ödenmediğinden TTK. m.1295 gereğince olay tarihinde sigortacının sorumluluğunun başlamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, mahkemece davacının açıkça dayanmadığı hukuka aykırı davranış nedeniyle tazminat sorumluluğu yoluna gidilmesi de doğru görülmemiş ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2 - Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda 1. Bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına (BOZULMASINA) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme krarının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ayrıca, davalı sigortacının acentesi olan banka şubesi aracılığı ile içerisinde poliçeyle ilgili vade tarihi, numarası ve prim borcu bilgilerini içeren ihbarnameyi davalı sigortacıya göndermiş olmakla sigortacı ve acentenin TTK.nun 1267 nci maddesinde öngörülen poliçeyi verme yükümlülüklerini yerine getirmiş olduklarının kabulü gerekmesine, bu aşamadan sonra primin tamamını veya ilk taksidini ödemeyen sigorta ettirenin sigorta himayesinden yararlanması TTK.nın 1295/3 üncü maddesi hükmü uyarınca mümkün bulunmamasına, sözleşmeden dolayı sorumluluğu başlamayan sigortacının prim tahsili ve fesih için TTK.nun 1297 nci maddesinde öngörülen ihtarname gönderme yükümlülüğü altında bulunmamasına ve nihayet yukarıdaki kabul şekline nazaran poliçeyi sigorta ettirene iletme yükümlülüğünü yerine getiren sigortacı ve acentenin TTK.nun 1267 nci maddesinden kaynaklanan tazminat sorumluluğu şartlarının da olayda gerçekleşmemiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 12.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy