(6762 S. K. m. 82/1)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.10.1995 gün ve 1994/839-1995/705 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 4.3.1996 gün ve 1996/1422-1712 sayılı ilamı: (...Davacı şirket, davalı Belediyeye yedek parça sattığını satış bedelinin ödenmediğini öne sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı satım aktine dayanmış delil olarak fatura ve kendi ticari defterlerini göstermiştir. Oysa davalı Belediye tüzel kişiliği, Kamu kuruluş olup, ticari hüviyeti bulunmamaktadır. Davalı satış aktini inkar etmiştir. Bu durumda davacının iddiasını dava edilen miktarda gözönünde tutularak yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Az yukarıda belirtildiği gibi davalı tacir olmadığı için davacının ticari defterleri lehine delil kabul edilemez. Yine fatura da satış aktini kanıtlayan mutlak bir delil olarak benimsenemez. Bu durumda deliller elvermediği halde davacıya tamamlayıcı yemin verilerek karar verilmesi yanlıştır ve davacının davasını yasal delillerle kanıtlayamadığının kabulü gerekir. Ne varki davacı dava dilekçesinde vs. deliller diyerek yemin deliline dayandığından sadece davalıya yönelik bu yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle TTK. 82/1 maddesi uyarınca ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiğinin aşikar bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 16.4.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy