(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.4.1996 gün ve 1995/494 E-1996/292 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 3.10.1996 gün ve 1996/6839-8152 sayılı ilamı;
(...... Davacı, 24.4.1995 tarihli sözleşme ile abone olduğu su saatine, 18.6.1995 tarihli fatura ile 62.692.480 TL. borç çıkarıldığını, fatura miktarı kadar su sarfiyatının olmadığını ileri sürerek, fatura bedeli olan 62.692.480 TL.'nın iptali ile borçlu bulunmadığına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 62.692.480 TL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Sayacın arızalı olduğu ispat edilememiştir. Aksine bilirkişi sayacın sağlam ve çalışır vaziyette olduğunu saptamıştır. Su tüketim bedelinin tahakkuk ettirildiği dönemde sarf edilen su miktarının bu dönemde tahakkuk ettirildiği dönemde sarf edilen su miktarının bu dönemde tahakkuk ettirilmesine olanak bulunmadığı da iddia ve ispat edilememiştir. Bu durumda, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosyaya ve toplanan delillere uygnu düşmeyen gerekçelerle isteğin kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacının 2374 nolu aboneliğe ait sözleşmesi 24.4.1995 tarihli olup, sözleşmede sayacın ilk endeksinin 985 m3 olduğu yazılıdır. Davacı adına düzenlenen bu aboneliğe ilişkin Nisan 1994 ayına ait davaya konu su ihbarnamesinde ise sayacın, ilk endeksi 985 m3, son endeksi 2857 m3 olarak gösterilmiştir. Davacı, sözleşme tarihi itibariyle Nisan 1994 ayında bu miktar su sarfetmesinin mümkün olmadığını, hesapta bir yanlışlık yapıldığını öne sürerek davada borçsuzluğunun tespitini istemiş, davalı ise sözleşmesinin, davacının gerçeği yansıtmayan tek taraflı beyanı esas alınarak tanzim edildiğini, abonelikte öncesinden hesabın kesim olmasına rağmen su kullanıldığının ve aboneliğin mesken olmayıp işyeri bulunduğunun tespit edildiğini, tahakkukun doğru olduğunu beyan ederek davaya karşı koymuştur.
Abonelikteki sayacın son endeksinin, uyuşmazlığa konu ihbarnamede olduğu gibi 2857 m3 olduğuna dair tutanak, 17.3.1995 tarihlidir. Borç tahakkukuna esas alınan bilgisayar föyünde de hesabın 1994/1. ayında 985 m3 iken kesildiği, bu rakamın 1994/7-8-9-10 ve 1995/1. ayında son endeks olarak 2851 m3 ulaştığı 1994/4 cü ayında ise endeksin bu defa normal okuma ile 985 den 2857 m3 rakamına yükseldiği yazılıdır. Bu anılan belgelerdeki bilgiler ve özellikle davalının savunması esas alındığında Nisan 1994 ayı su tüketimi şeklinde düzenlenen ihbarnamadeki tüketimin aslında Nisan 1994 ayından önce, son endeksleri tespit edildiği halde sarfiyet miktarları gösterilmeyen ve o nedenle de ihbarname faturası düzenlenmeyen aylara ait sarfiyatlar olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Davadaki uyuşmazlığın çözümü de, Nisan 1994 ayından önce sarf edildiği öne sürülen bu su bedellerinden davacının sorumlu olup olamayacağının tespitine bağlıdır. Mahkemece iddia ve savunmanın bu niteliği üzerinde durulmamış, konu açıklığa kavuşturulmamıştır. Eksik soruşturma ile ve yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulamaz.
Öyle ise öncelikle hesabın 1994/1. ayında ilk endeks 985 m3 iken kesildiği tarihlerde abonelikte davacının veya bir başkasının abone olup olmadığı, hesap kesik olduğu halde sarfiyatın gerçekleştiği aylarda bu abonelerin aboneliğinin devam edip etmediği, o tarihlerde aboneliğin işyeri mi, yoksa mesken olarak mı kullanıldığını, bilgisayar föyünde yazılı sarfiyatın yapıldığına ilişkin başka belgelerin olup olmadığı, hesap kesti" kaydına rağmen sarfiyat yapılmış ise nasıl yapılabildiği, "hesap kesti" kaydının anlamının ne olduğu, davacının abonelikteki bu sarfiyatlardan dolayı sorumluluğun aralarında o dönemlerde abone sözleşmesi yok ise nereden kaynaklandığı ve bu sorumluluğu esas teşkil ederek düzenlemelerin neler olduğu öncelikle davalıdan sorulup tespit edilmeli, varsa belgeleri davalıdan alınıp dosya içerisine konulmalı, gerektiğinde aboneliğe ait sayaçta teknik bir bozukluğun ileri sürülüp kanıtlanmamış olması da gözetilerek davalı yedindeki diğer kayıtlarda incelettirilmek suretiyle bu konuda uzman bilirkişiden iddia ve savunmayı irdeleyen taraf ve Yargıtay denetimine elverişli gerekçeli, rapor alınmalı böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek ve davlı savunmasını nitelendirmede yanılgıya düşerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar vermesi usul ve Kanuna aykırı olu bozma nedenidir. O nedenle de direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy