(1086 S.K. m. 23)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 13. Hukuk Mahkemesince yetkisizliğe dair verilen 21.1.1997 gün ve 1996/657, 1997/13 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 10.3.1997 gün ve 1997/2126-1903 sayılı ilamı:
(....... Davacı, davalı yeğeni ile ortak bulunduğu kooperatif hissesini, kooperatif üyeliğine birden çok kişinin ortak olmasına olanak bulunmaması nedeniyle davalıya devrettiğini, davalının sonradan bu payını üçüncü kişiye satmak suretiyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 400.000.000 TL. faiziyle ödetilmesini istemiştir.
Davalı, Mersin ve İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan sözederek yetki itirazında bulunmuş, mahkemece Mersin Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğu kabul edilerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK. 23. Maddesi hükmü uyarınca yetki itirazının geçerli olabilmesi için yetkili mahkemenin açıkça bildirilmesi gerekir. Davalı cevap dilekçesinde hem Mersin ve hem de İzmir Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğundan söz etmiştir. Görüldüğü üzere davalı yetki itirazında bulunmakla adeta mahkemeye seçme imkanı sağlar biçimde iki yer mahkemelerinden bahsetmiştir. Anılan itiraz HUMK. 23. maddesine uygun bulunmadığından geçerli olduğunun kabulüne usulen olanak yoktur. O halde mahkemece yetki itirazının reddiyle işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Usule aykırı biçimde dava dilekçesinin yetki yönünden reddedilmiş olması bozmayı gerektirir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy