(743 S. K. m. 897, 902) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çine Sulh Hukuk Mahkmesince davanın reddine dair verilen 29.5.1996 gün ve 1996/12-316 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 18.10.1996 gün ve 1996/5704-6524 sayılı ilamı:
(..... Dava, miras yoluyla intikal eden zilyedliğe elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğundan iddia edilen husus, hak zilyedliğidir. Medeni Kanun'un 897 ve devam eden maddelerine göre açılan davalar zilyedliğin korunması, zilyedlikten başka hiç bir hakkı bulunmayan kişilerin açacağı davalardır. Olayımızdaki gibi zilyedliği bir hakka dayanan kişileri açacağı davalar, Medenin Kanun'un 902 ve devam eden maddelerine göre açılabilecek davalar olup HUMK.'nun 8/1. göre mahkemenin görevini davalı taşınmazın değerini belirler.
Diğer taraftan HUMK.'nun 76. maddesine göre hakim re'sen Türk Kanunları'nı uygular. Yani olayları izah etmek taraflara; hukuki vasıflandırma ise hakime attir. Davacı vekilinin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 8.12.1995 tarihli celsede zapta geçen beyanına ve bilahare Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararına göre davanın Medeni Kanun'un 897 ve devam eden maddelerindeki zilyedliğin korunması davası olarak nitelenerek taşınmazın değeri tespit edilip görev hususu tahkik edilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, miras yoluyla kendisine intikal eden taşınmaza elatan davalının müdahalesinin önlenmesini istemiştir. Yerel Mahkeme'nin, davalının müdahalesi üzerinden iki yıldan fazla süre geçtiği bu nedenle MK. 897. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine dair kurduğu hüküm Özel Dairece aynen ".... Dava, miras yoluyla intikal eden zilyetliğe el atmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğundan iddia edilen husus hak zilyetliğidir. Medeni Kanun'un 897 ve devam eden maddelerine göre açılan davalar zilyetliğin korunması, zilyetlikten başka hiç bir hakkı bulunmayan kişilerin açacağı davalardır. Olayımızdaki gibi zilyetliği bir hakka dayanan kişilerin açacağı davalar Medeni Kanun'un 902 ve devam eden maddelerine göre açılabilecek davalar olup, HUMK'nun 8/I. göre mahkemenin görevini davalı taşınmazın değeri belirler...." gerekçesiyle bozulmuştur.
Oysa Tapu Sicil Müdürlüğü cevabı yazısında davalı parselin Kadastro Mahkemesi'nin kesinleşen 9.5.1962 gün 1962/292 E., 1962/224 K. sayılı kararı ile orman olarak tescil harici bırakıldığını bildirmiştir. Bu durum karşısında orman niteliğindeki taşınmazın kişilerce iktisabı mümkün olmadığından bir hakkın varlığından da sözedilemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca davacının zilyetliğinin herhangi bir hakka dayandığı kabul edilemez. O nedenle Yerel Mahkemenin davaya MK.'nun 897. maddesine uygun zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirmesi ve buna dayanan direnmesi yerindedir.
Ne var ki; işin esasına yönelik temyiz itirazları dairesince incelenmemiştir. O nedenle dosya esasla ilgili temyiz itirazlarının tetkiki için Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, direnmenin yerinde bulunmasına, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının tetkiki için dosyanın 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy