(818 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22.1.1996 gün ve 1994/315 E-1996/19 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Mehmet Kara mirasçıları vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 19.11.1996 gün ve 1996/3501-7471 sayılı ilamı;
(... Davacı, kat karşılığı inşaat yapılan yerde, yükleniciye isabet eden davaya konu bağımsız bölümü inşaat devam ederken önce adiyen düzenlenmiş senetle sonra noter satış vaadi sözleşmesi ile yükleniciden satın almıştır. Şimdi kişisel hakkına dayanarak tapu iptali ve tescil istemektedir.
Kural olarak arsa sahibi ile yülenici arasında kat karşılığı inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve sözleşme koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Yüklenici bu kişisel hakka dayanarak arsa sahibinden inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir veyahutta Borçlar Yasası'nın 162 ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin rıza ve muvafakatını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını 3. kişilere temlik edebilir. Üçüncü kişi gerek akidi olan yükleniciye ve gerekse arsa sahibine karşı temellük ettiği kişisel hakkı ileri sürme olanağına sahiptir. Yalnız yüklenici edimlerinin tamamını yerine getirmez ise noksan kalanedimler pek cüz'i olur ve arsa sahiplerince bu miktarın paraya dönüştürülmesi sureti ile noksanlığın giderilmesi tahammül edilebilecek boyutlarda bulunabilirse bu noksanlığın para ile tamamlanması sağlanarak tescil isteme olanağı doğabilir.
Somut olayda yüklenicinin işi tamamlamadan ayrıldığı sabittir. Bunun üzerine yüklenici Tacettin Gürel Pakelgil ile arsa sahipleri Mehmet Kara ve S.S. Özemek Yapı Kooperatifi 21.11.1989 tarihli fesihname ile eser sözleşmesini feshetmişlerdir. Feshi müteakip arsa sahipleri, hem kendilerinden bağımsız bölüm satın alanları hem de yükleniciden bağımsız bölüm satın alanları, inşaatın noksanlıklarının elbirliği ile ikmali için toplantıya davet etmişlerdir. Tanık anlatımlarından anlaşıldığına göre; inşaatın noksanlıkları, arsa sahipleri ve arsa sahiplerinden bağımsız bölüm satın alanlar ile yükleniciden haricen bağımsız bölüm satın alanların katkıları ile kısmen tamamlanmıştır. Ayrıca arsa sahibi vekilinin 5.6.1995 tarihli dilekçesindeki beyanında; yükleniciye isabet eden bu bloktaki 7 daireden 5 dairenin de site yönetimi namına satılarak inşaat eksikliklerinin tamamlanmasına harcandığı da anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı arsa sahiplerinin davetine icabet etmemiş, inşaatın noksanlıklarının tamamlanmasına katkıda bulunmamıştır. Hükme dayanak yapılan raporda; yüklenicinin inşaatı bıraktığı tarihteki iş yüzdesi değerlendirilmemiş, hali hazır durumu itibarıyla blokların tamamının bitirildiği, daha önce alınmış tespit raporuna göre 2.253.000 liralık eksik iş bulunduğu, bunun da % 5'e tekabül ettiği mütalaa edilmiştir. Ne var ki, bilirkişi raporunda esas alınan tespit raporu, tüm inşaatla ilgili değildir. Sadece arsa sahiplerinden bir kısmının kendisine isabet eden bloklardaki noksanlıkların tespiti isteği üzerine düzenlenmiş olan bir rapordur. Diğer arsa sahiplerinin bloklarındaki noksanlıkları içermemektedir. Öte yandan, söz konusu tespit raporu tespitten hemen sonra düzenlenmemiş, 16.11.1989 tarihinde tespit yapıldığı halde tespit raporu 5.2.1992 tarihinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözü edilen tespit raporu yüklenicinin işi bıraktığı tarihteki noksanlıkları ve iş seviyesini ortaya koymaktan uzaktır.
Bu itibarla; yüklenicinin inşaatı terk ettiği tarihe göre tamamladığı ve noksan bıraktığı işlerin neler olduğu konusunda taraf delilleri toplanmalı, taraf tanıklarının bu konudaki bilgilerine başvurulmalı, uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile noksan bırakılan edimler ve yüzdesi saptanmaı, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonunda, noksan aklan edimlerin pek cüz'i nispette olduğu belirlenecek olursa bu noksanlığnı tamamlanması veya parasal değerinin depo edilmesi konusunda davacıya önel verilmeli, bütün bunlar yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıtan ve direnme kararının verildiği tarih itibarıyla HUMK 2494 sayılı yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Mehmet Kara mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 05.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy