(3402 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Selçuk Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.3.1994 gün ve 1991/69 E- 1994/4 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 1.6.1995 gün ve 1995/2151-4027 sayılı ilamı ile; (...Tapulama sırasında 540 parsel sayılı 6467 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz zilyetlikle iktisabın mümkün bulunmadığı nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Zekeriya Havan imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı bırakıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22. maddesine göre; evvelce tesbit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır. Tesbit dışı bırakma işlemi de bir kadastro işlemidir. Aynı yasanın 22/2. maddesinde tesbit dışı bırakılan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılabilmesi için tapuda kayıtlı olması veya bu yerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait olması öngörülmüştür. Önceki kadastro sırasında tesbit dışı bırakılan davaya konu taşınmazın tapuda kayıtlı olması veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait bulunması gibi bir durum söz konusu değildir. Hal böyle olunca, 3402 sayılı kanunun 22. maddesi gereğince 2. kadastronun iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro Yasasında tesbit dışı bırakılan ya da kadastrosu yapılmayan bir yerin sonradan kadastrosunun ne şekilde yapılması gerektiğini düzenleyen 22/2. maddesinde tesbit dışı bırakılan kamu kurumuna ait yerlerin kadastrosunun yapılabileceği ilke olarak kabul edilmiş olup kamu kurumunun talebine bağlı tutulmamıştır.
Somut olayda, çekişmeli parselin 1957 yılında 5602 sayılı yasaya göre yapılan tapulama çalışmaları sonucu Delicelik Saha olarak tesbit harici bırakıldığı, bu nedenle Hazine malı olduğu anlaşıldığına göre Kadastro Müdürlüğünün talebi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 16.1.1989 gün ve 1413-35-92 sayılı onayı üzerine kadastro çalışmalarına başlanarak 1991 yılında sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan işlemde 3402 sayılı Kadastro Yasasının 22/2. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda ikinci kadastrodan söz edilemez. Açıklanan nedenle yerel mahkemece verilen direnme kararı yerindedir. Ne var ki, işin esasına yönelik temyiz itirazları özel dairesince incelenmemiştir. Öyle ise işin esasının incelenmesi için dosyanın ilgili daireye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı doğru olup işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 16. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 10.12.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy