(3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 18.4.1996 gün ve 1995/24 E., 1996/39 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26.9.1996 gün ve 1996/4141-4283 sayılı ilamı ile; ( ... Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: 1946 yılında kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağı getirtilip itirazsız kesinleşip kesinleşmediğinin saptanması, 1744 sayılı yasa hükümlerine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapıldığı göz önünde tutularak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının uygulama ile belirlenmesi, tapu kaydının Hazine'nin temliki ile oluştuğunun göz önüne alınması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne dava konusu parselin davacı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacının dayandığı Haziran 1288, tarih, 90 ve 214 nolu sicillerden gelen Nisan 1944 tarih 200 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydı ile 1946 yılında yapılan ve itirazsız olarak kesinleşen orman tahdit sınırları kapsamında kaldığı, ancak 1952 yılında Tefrik Komisyonu'nca makilik alan olarak ayrıldığı, bu durumda 22.3.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca tapu kaydına değer verilmesi gerektiğinden söz edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacının dayandığı Haziran 1288 tarih, 90 ve 214 numaralarda tesis edilen tapu kaydı 200 dönüm yüzölçümündedir. Sınırları Eşek Alanı, Çamköy Deresi, Düden ve Mezarlık iken Ağustos 1317 tarih, 19 ve 31 numaralarda yönlendirilmek suretiyle doğusu Çamköy Deresi; batısı Düden; kuzeyi Eşek Alanı; güneyi Mezarlık olarak kayıt edilmiş olup, Nisan 1944 tarih 118 numarada ortaklığın giderilmesi davası sonucu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.4.1944 tarih, 1944/2 sayılı yazıları ile kuzeyi Eşek Alanı fasılasından yayla yolu, güneyi hissedarlarına ifraz olunan arazi şeklinde sınırlandırılarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmaz ile etrafında bulunan taşınmazların 1946 yılında orman tahdit sınırları içerisine alındığı ve itirazsız kesinleştiği bilirkişi raporlarında belirtilmiş olup, bu yön mahkemenin de kabulündedir. Davacının dayandığı tapu kaydı içerdiği sınırlar bakımından değişir nitelikte olup kapsamı miktarı ile geçerlidir.
Bu nedenle 3402 sayılı yasanın 20. maddesi gereğince tapu kaydının kapsamı yüzölçümü ile belirlenmesi gerekir. Davacı tapusuna hangi sabit sınırdan başlanmak suretiyle kapsam tayin edildiği raporda açıklanmamış ve Nisan 1944 tarih, 118 no lu tapu kaydının dayanağı bir harita olup olmadığı da araştırılmamıştır.
O halde, sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için çekişmeli taşınmazın bitişiğinde ya da yakınında aynı tapu kaydına dayanılarak dava konusu edilen taşınmazlar varsa, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği göz önünde bulundurularak HYUY'nin 45. maddesi gereğince dava dosyaları birleştirilmeli, Nisan 1944 tarih, 118 nolu tapu kaydının edinme sütununda yazılı ortaklığın giderilmesi davası ile ilgili karar ve harita tapu kaydı daha sonra Nisan 1953 tarih, 53 ve 54, Temmuz 1968 tarih, 6, 7 numaralarda ifraz edildiği anlaşıldığından tapu kayıtlarının da dayanağı ifraz haritaları getirtilmeli, bundan sonra çevreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişi aracılığı ile uzman bilirkişi huzuru ile tapu kayıtları ilk oluşturuldukları sınırlar ile yerine uygulanarak 3402 sayılı yasanın 20. maddesi gereğince kapsamı belirlenmeli, ortaklığın giderilmesi davasına ait harita ile sonraki ifraz haritaları dahi yerine uygulanmalı, sözü edilen davalarda Hazine'nin taraf olup olmadığı incelenmeli, tapu kayıt fazlasının niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olup olamayacağı değerlendirilmeli, yapılan uygulama uzman bilirkişi tarafından düzenlenecek birleşik krokiye yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bundan sonra delillerin tümü birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.10.1997 tarihinde, bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy