(2942 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki cebri tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.12.1995 gün ve 1995/514- 797 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 6.5.1996 gün ve 1996/6313-4432 sayılı ilamı:
(... Tapu maliki Ali Yüksel'in davalılar dışındaki diğer mirasçılarına kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılmadığı anlaşılmakta ise de dava sırf bu nedenle reddedilmeyerek dava ekonomisi de gözönünde bulundurulmak suretiyle davacı idareye, bu konuda tebligat yaptırmak üzere mehil verilmeli ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı Hazine 21 parselde paydaş olan davalılara tebliğ edilen kamulaştırmanın kesinleşmiş olduğunu belirterek tescil istemiş olduğuna göre, tescil isteminin Kamulaştırma Kanununun 17. maddesine dayandığı anlaşılmaktadır. Kendilerine Kamulaştırma işlemi tebliğ edilmeyen ve tebligat çıkarılmayan paydaşlar hakkında kamulaştırmanın kesinleşmiş olması söz konusu olmayacağına göre 17. madde kapsamında tescil davası da olmaz. O nedenle kamulaştırma işleminin davacılar dışındaki paya tebliğ yaptırılmak üzere davacı idareye mehit verilmesi gereğine değinen bozma yerinde olmayıp, bu konuda vaki direnme isabetli ise de, iştirak halinde gayrimenkul mülkiyetinde kamulaştırılan taşınmazın tüm paydaşlarına kamulaştırma işlemi tebliğ edilip bunların hepsi hakkında dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Gerçekten Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinin 4. fıkrasında yer alan iştirak veya müşterek mülkiyette paydaşların tek başına dava açma hakları vardır hükmüne paralel olarak iştirak halinde mülkiyet ile ilgili genel hükümlerden farklı olarak, gelişen iştirak bulmuş, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen uygulamaya göre, tamamı veya bir bölümü kamulaştırılan taşınmazın müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu olması, paydaşlardan biri veya bir bölümü hakkında açılan tescil davasının reddini gerektirmez. Bu gibi hallerde diğer koşullar varsa, haklarında dava açılmış paydaşların taşınmazda paylan oranında tescile karar verilir. Bir kısım iştirak halinde paydaşlar hakkında dava açılmamış olduğu gerekçesiyle tescil davası reddedilemez. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy