(2942 S. K. m. 15)
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.6.1994 gün ve 1994/90 E - 551 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 15.6.1995 gün ve 1995/6348-7193 sayılı ilamı:
(... Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda düzenlenen raporlar Yasa hükümlerine uygundur.
Taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri dikkate alınarak bilimsel yöntemle değerinin tespitinde ve buna göre kamulaştırma parasının arttırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak: takdir komisyonunun belirlediği değerle bilirkişi kurulunun saptadığı değer arasında önemli oransızlık (bir mislini aşan) bulunduğuna göre Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 11. fıkrası hükmü gereği (talep bunun altında dahi olsa) yeniden bilirkişi kurulu oluşturulup rapor alınması gerekirken tek raporla yetinilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 15/11. maddesinde bilirkişi kurulunun tesbit ettiği bedel ile Kıymet Takdir Komisyonu'nun biçtiği bedel arasında önemli oransızlık olduğu takdirde oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden kıymet takdiri yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay'da bedel artırma davalarına bakan 5. ve 18. Hukuk Dairelerinin devamlılık gösteren uygulanmasında; Kıymet Takdir Komisyonu raporunda biçilen değer ile bilirkişi raporunda belirlenen değer arasında bir mislini aşan fark bulunduğu takdirde önemli oransızlığın mevcut olduğu görüşü benimsenmiş bu yön ilke haline gelmiştir. Dahası bu uygulama Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile de kabul gören bir ilke niteliğindedir.
Ne var ki, bedel artırmasına davacının talebi ile sınırlı olarak karar verilebileceğinden, bedel artırma davasında istenilen fark takdirin bir mislini aşmıyorsa yukarıda açıklanan ilkenin uygulanması mümkün değildir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın metrekaresine Kıymet Takdir Komisyonu raporunda 10.000 TL. değer biçilmiş, dava dilekçesinde ise metrekare değerinin 9.200 TL. artırılması talep edilmiştir. Diğer bir deyişle Kıymet Takdir Komisyonu raporunda biçilen değerin bir mislinin üzerinde hüküm kurulması esasen mümkün değildir. Bu itibarla bilirkişi raporunda metrekare için bir mislini geçecek şekilde 22.041. TL. değer biçilmesi ikinci defa keşif yapılmasını gerektirmez. Davacının istemi ile bağlı kalınarak tek bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile hüküm kurulması ilkeyi zedeleyici nitelikte görülmemiştir. Usul ve Yasa'ya uygun direnme kararının bu sebeple onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy