(818 S. K. m. 111)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa Asliye I. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 9.11.1994 gün ve 1994/253-557 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.3.1996 gün ve 1995/5306-1996/2288 sayılı ilamı:
( ... Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 21.7.1992 tarihli bayilik sözleşmesine davalıların aykırı hareket ederek, başka firmaların mamullerini sattıklarından bahisle, anılan sözleşmenin 18. maddesinde belirtilen 100.000.000 TL. ceza-i şartın tahsilini talep ve dava etmiş, davalılar savunma yapmadıkları gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece, devir sözleşmesinde davacının imzasının bulunmaması bayiin temsilcisi olarak kabul edilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sözleşmenin 11. maddesinde, işletmenin devir ve temliki kiralanması, yeni ortak veya ortaklar alınması halleri, davacının yazılı muvafakatine bağlanmıştır. Yine aynı madde hükmü, bu yolda yazılı muvafakat bulunmadan yukarda bahsedilen işlemlerin gerçekleştirilmesi durumunda, davacıyı işyerini devredene karşı korumakta ve sözleşmeden kaynaklanan haklarını öne sürmeye imkan vermektedir. Dava dışı F. Piliçer ile davalılar arasında yapılan 18.4.1994 tarihli devir sözleşmesinde, davalı devralanlar 21.7.1992 tarihli sözleşmeden doğan tüm sorumlulukları üstlenmiş olmalarına göre, bu sözleşmede davacı şirketin imzasının bulunmaması sonuca etkili değildir. Bu nedenle husumetin davalılara düşeceği kabul edilerek, işin esası incelenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle B.K. 111/1. maddesi uyarınca üçüncü kişi ile davalı arasında yapılan devir sözleşmesinin 2 ve 5. bentlerine göre davacı yararına borç şartı oluştuğu gibi, yine aynı sözleşmenin davacı elinde olması ve onun tarafından ibraz edilmesi karşısında bu sözleşmede davacı imzasının olmaması sonuca etkili bulunmadığına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy