(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erzurum Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.3.1994 gün ve 1993/129-1994/181 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.9.1995 gün ve 1995/20-7057 sayılı ilamı: (...Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasındaki 7.10.1992 tarihli sözleşme gereği davalıya satacağı 500 Ton kömür karşılığı her biri 85.000.000 TL'lık 5 adet toplam 425.000.000 TL.'lık bono verdiğini, davalının malı teslim etmediğini belirterek, bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Birleşen davada ise, yine aynı sözleşme gereği boş verilen teminat çekinin 325.000.000 TL. olarak doldurulduğunu ve bankaya ibraz edildiğini, malın tesliminin yapılmaması nedeniyle bu çekten de borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutunun 962.887.889 TL.'ya ulaştığı ve bu borca karşılık davacının 425.000.000 TL. tutarında 5 adet senet ile 325.000.000 TL. bedelli çek vermiş olduğunu ve ayrıca satıcı davalıya 520.000.000 TL. nakdi ödemede bulunduğu saptanmış ve mahkemece de söz konusu kömür alım-satımı dolayısıyla davacının 520.000.000 TL. tediye etmiş olduğu karar yerinde kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece taraflar arasında kömür alım-satımından dolayı davalının alacaklı olduğu miktardan nakdi ödeme düşüldükten sonra davacının borçlu bulunduğu miktarın belirlenmesi ve meblağı aşan kambiyo senetlerinde davacının borçlu olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek borcu aşan miktarda senedin iptaline karar verilmesi, ayrıca vekalet ücretinin takdirinde de hataya düşülmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldaktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 2.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy