(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit ve çek iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa-Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.12.1994 gün ve 1993/475 E-1994/370 K. sayılı kararın incelenmesi davalı F. Kuzu ve mahdumları Kolektif Şti. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19.6.1996 gün ve 1995/8184 E-1996/6325 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili, davalı F. Kuzu ve ortakları tarafından takibe konulan çekin, kaybedilmiş çek olduğunu ve imzanın kendilerine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini ve çekin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kol. Şti. savunmasında; iyi niyetli hamil olduklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre, dava konusu çek altındaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Kol. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, mutlak def'i olan sahtecilik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceğine göre, davalı Kol. Şti.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İİK. nun 72/4. maddesi hükmüne göre, menfi tesbit davasının borçlu lehine hükme bağlanması halinde, borçluyu menfi tesbit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlu yararına tazminata hükmedilebilinir. Somut olayda; davalı Kol. Şti. tarafından dava konusu çeke dayalı olarak yapılmış bir takip bulunmadığından, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, borçlu olmadığının tesbiti ile çek iptali istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın kabulüne dair kurulan hüküm, Özel Dairece davalı Kolektif Şirketi tarafından dava konusu çeke dayalı olarak yapılmış bir takip bulunmadığından, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru bulunmadığı, vurgulanarak bozulmuştur. Yerel mahkemece davalı Kolektif Şirketi tarafından davacı aleyhine Kocaeli Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nin 6.12.1993 tarih 1993/416 E-350 K. sayılı ihtiyati haciz kararı alınarak, çekle ilgili takibe geçildiği açıklanarak önceki kararda direnilmiştir, gerçekten de dosya içeriğinden davalı Kolektif Şirketinin ihtiyati haciz kararı, alıp icra takibine geçtiği, Yenişehir İcra Müdürlüğü'ne talimat yazılarak davacı aleyhine haciz işlemi uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yerel mahkemenin direnmesi yerindedir. Ne var ki, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılıp yapılmadığı yönleri Özel Dairesince incelenmemiştir. O nedenle dosya bu yönün incelenmesi için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı aleyhine icra takibi bulunduğuna ilişkin yerel mahkeme kararı doğru olup, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 19.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 18.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy