(6762 S. K. m. 763, 1263, 1269, 1270, 1301)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yarılama sonunda; Beyoğlu 1. ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.6.1995 gün ve 1994/508-1995/315 sayılı kararın incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 9.2.1996 gün ve 1995/11874-1996/1187 sayılı ilamı:
(.... Davanın dayanağını oluşturan 24.9.1993 tarihli Nakliyet Emtia sigorta poliçesinde sigortalının açıkça ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde B. Kimya San. ve Tic. A.Ş. olduğunun yazılı bulunması karşısında taşınacak mala gelebilecek zararların yukarıda adı geçen sigortalıya ödenmesi gerektiği ve sigorta teminatının ona yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Hasarın gönderilene geçtiği sırada meydana gelmesinin poliçe içeriği karşısında sonuca etkili bir yönü bulunmamaktadır. Davacı Sigorta Şirketinin hasar bedelini kendi sigortasına ödemekle onun haklarına halef olduğu kabul edilip, işin esası incelenerek varılacak sonuç dairesince bir hüküm kurmak gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davada çözümlenmesi gereken sorun, taşıyıcının yükü alıcıya hasarlı olarak teslim etmesi nedeniyle, satıcının (sigortalı), taşıyıcıdan tazminat isteyip isteyemeyeceğidir. Satıcı (sigortalı) bu hakkı haiz olduğu takdirde, ona ödeme yapan davacı (sigortacı) da, TTK'nun 1301. maddesi gereğince halefiyet hakkına dayanarak rücuen aynı hakka sahip olacaktır. Kural olarak, FOB ve CF nitelikli satışlarda, malın taşıyıcıya teslim olgusu ile birlikte, nefi ve hasar alıcıya geçtiğinden, satıcının, taşıma rizikolarına karşı malı sigorta ettirmekte, menfaati bulunmadığı gibi, mal, alıcı hesabına sigorta ettirme borcu da yoktur. Malın sigortası alıcıya aittir.
Satıcının akdi bir yükümlülüğü bulunmadan, satım konusu malı sigorta ettirmesi; ya alıcının malı kendi hesabına sigorta ettirmesi hususunda satıcıya talimat vermesi yada alıcı ile arasında yaptığı özel anlaşma ile alıcının belirttiği teslim yerine kadar malda meydana gelen hasardan satıcı-göndericinin sorumlu olacağının kararlaştırılmış olması halinde mümkündür.
Satıcının, alıcının talimatı bulunmadan veya malın gönderilmesi sırasındaki, rizikoları yüklenmesi, öz konusu olmadan, prim ödeyerek yükü sigorta ettirmesi, ticari hayatın olağan akışına aykırıdır.
Olayımızda, Nakliyet Emtia Sigorta Poliçesinde, sigortalı olarak B. Kimya San. ve Tic. A.Ş. gösterildiğinden, TTK.nun 1270/son maddesi hükmüne göre sigorta sözleşmesinin satıcı namı ve hesabına yapılmış sayılacağı kuşkusuzdur.
Alıcı, teslim yeri olan Bulgaristan'da sürveye ilişkin raporlarla taşıma sırasında malda meydana gelen hasarı tespit ettirmesine rağmen, hasarın kendi zararını oluşturduğunu ileri sürerek sigortacı tarafından, satıcıya ödenecek tazminat nedeniyle uyuşmazlık yaratmadığı gibi, TTK.nun 767. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi içinde, taşıcıdan tazminat isteminde de bulunmamıştır. Alıcının, maldaki hasarla ilgili olarak yaptırdığı tespit belgelerini satıcıya ulaştırarak, davacı sigortacının, satıcı (sigortalı) ya tazminat ödemesine olanak sağladığı da bir gerçektir.
Somut olayın açıklanan özellikleri göz önüne alındığında, taşıma sırasında malda meydana gelen hasarın satıcının zararını oluşturduğunun ve TTK.nun 1263 ve 1269 maddeleri gereğince satıcının yükü sigorta ettirmekte para ile ölçülebilecek bir yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, davacı sigortacını, taşıma sırasında yükte meydana gelen hasar nedeniyle sigortalı (satıcı) ya yaptığı ödemeden dolayı TTK.nun 1301. maddesi gereğince, sigortalının halefi olarak davalı taşıyıcıdan talepte bulunabileceği dikkate alınarak, işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenler altında (BOZULMASINA), oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy