(818 S. K. m. 18, 42, 43, 98) (743 S. K. m. 4)
Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme, istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yenice Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.3.1995 gün ve 1994/189 E., 1995/46 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.12.1995 gün ve 1995/13148 14111 sayılı ilamı:
(... Dinlenen tanıklar ve davalı Ş. dava konusu evin, Ş.'ye ait arsa üzerine o zaman henüz boşanmamış olan davacı ve davalı Ş. tarafından ortak harcamalarla yapıldığı Ş.'nin arsayı üzerindeki muhtesatla birlikte oğlu diğer davalı Hayrettin'e karşılık almadan bağışladığını, açıklamışlardır.
Davalı Hayrettin'in belirtilen durumu bildiği, binanın yapımında çalıştığı, davalı Ş.'nin bağış yapmasına karşın tapuda satış göstererek danışıklı işlemi yaptıkları anlaşılmıştır.
Karı-koca olan davacı ile davalı Ş.'nin bu evi ömür boyu sürecek ortak yaşamlarını geçirmek üzere olanaklarını birleştirerek inşa ettikleri kuşkusuzdur. Ne var ki boşanma olayı üzerine davalı yukarıda belirtildiği şekilde taşınmazı danışık bir işlemle diğer davalı oğluna devir etmekle zararlandırıcı olaya neden olmuştur. 28.9.1994 gün 47/564 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında parasını birlikte ödeyen taraflar arasında taşınmaz mal alımı konusunda bir anlaşma oluştuğu ancak davalının söz konusu taşınmazı kendi adına kayıt ettirmekle anlaşmaya aykırı davrandığı, bu davranışın tazminat istenilmesine neden olacağını belirtmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 6/12/1995 gün 842/1107 sayılı Kararında da, karı-koca arasındaki bu gibi işlemlerde birinin, eserin oluşmasında katkısının varlığını yerel mahkeme kararına yollama yaparak (Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/6/1995 gün 529-643 sayılı ısrar kararı) dolaylı bir adi ortaklık olarak niteleyerek, mahkeme kararını onamıştır:
O halde davacının dava konusu eve yaptığı katkının Borçlar Kanununun 42-43 ve 98. maddeleri hükümleri dikkate alınarak zararın hesap edilebilirliğinin olanaklı olması halinde gerçek zararın, zararın gerçek miktarının kanıtlanamaması veya tesbitinin mümkün olamaması durumunda halin mutad ceryanını ve zarar görenin yaptığı katkının karşılığında Medeni Kanunun 4. maddesiyle ön görülen hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde uygun miktarda bir ödenceye hüküm edilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy