(2762 S. K. m. 29) (3561 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 429) (743 S. K. m. 922, 933)
Dava: Taraflar arasındaki "kayyumluğun kaldırılması ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 31.5.1994 gün ve 1994/106-1994/312 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. hukuk dairesinin 31.10.1994 gün ve 9903-10385 sayılı ilamı ile; bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Vakıflar İdaresi, Serbostanyan merhum Abdullah Ağa Vakfından icareteynli dava konusu taşınmazın, mutasarrıfının ölümü ile mahlülen vakfa döndüğünü, bu konuda idarece mahluliyet kararı alındığını ileri sürerek çekişme konusu taşınmazın idaresi ile ilgili olarak verilmiş bulunan kayyumluk kararının kaldırılmasını, taşınmazın 25/288 payının tapu kaydının iptali ile vakfı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kurduğu hüküm Özel dairece; 1.3561 sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince mal memurunun değişmesi nedeniyle yeni defterdarın kayyım tayinini sağlamak, temsilcisinden yetki belgesi alıp sonucuna göre karar verilmek gerektiğinin düşünülmemesi, 2. Ayrıca kabule göre de; davacı Vakıflar İdaresinin mahluliyet kararı alma yetkisi bulunmadığı, idarenin aldığı maluliyet kararının yargıyı bağlamayacağı noktalarından bozulmuştur.
Yerel mahkemece usule yönelik ilk bozma sebebine uyulmasına karar verilmiş, bozma çerçevesinde davalı defterdarın temsilciye yetki verdiği bildirilerek yeni hüküm kurulmuş; kabule göre başlığı altında mahluliyet kararının mahiyeti ile ilgili bozma sebebine ise direnilmiştir. Oysa belirtmek gerekir ki, kabule göre başlığı altında yapılan bozma tamamen bir tavsiye ve eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle de bozmada işaret edilen bu tür eleştirilere karşı direnilmesi mümkün değildir.
O itibarla ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı mevcut olmayıp olayda değerlendirilmesi gereken, yerel mahkemenin bozma kararına uyarak bozma çerçevesinde kurduğu yeni hüküm olmak icap eder. Bu durumda dosya yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının tetkik edilmesi için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, bozma hükmüne uyularak verilen yeni karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinin yapılması için dosyanın 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy