(743 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.10.1996 gün ve 1996/376 E-768 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 9.4.1997 gün ve 1997/2986-3902 sayılı ilamı:
(.... 1- Temyizi ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan davalının karar düzeltme isteği yersizdir.
2- Davacının Karar Düzeltme isteğine gelince;
Tarafların evliliği 4 yılı bulmasına rağmen davacının isteğine rağmen davalının karısını yanına yurtdışına götürmediği, infak ve iaşesini sağlamadığı, Türkiye'ye senelik izinlerinde geldiğinde de karısına ilgisiz olduğu toplanan delillerden anlaşılmış olup davalının bu tutumu evlilik birliğini temelden sarsıcı nitelikte olup boşanmaya karar verilmesi gerekir.
Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla hükmün bozulması gerekirken temyiz incelemesi sırasında bu yön gözden kaçmış olmakla onama kararının kaldırılması ve hükmün gösterilen sebeple bozulması uygun düşmüştür.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince davacının karar düzeltme isteğinin kabulü dairemizin 9.1.1997 gün 13995-199 sayılı onama kararının kaldırılmasına hükmün gösterilen sebeple davacı yararına bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar:
1- Yerel mahkemece tedbir nafakasının kısmen kabulüne ilişkin kurulan hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş Özel Dairece anılan davalı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek, davacı yararına bozma kararı kurulmuştur. O nedenle davalı vekili yönünden hüküm kesinleştiğinden direnme kararını temyize hakkı bulunmamaktadır. Temyiz istemi reddedilmelidir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Hakkında hüküm kesinleşmiş bulunan davalı vekilinin direnme kararını temyiz hakkı bulunmadığından temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA) oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy