(743 S. K. m. 268, 280, 376)
Dava: Taraflar arasındaki "kayyım atanması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kaman Sulh Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.12.1996 gün ve 1996/227 E-527 K. sayılı kararın incelenmesini davalı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 7.4.1997 gün ve 1997/2723-3828 sayılı ilamı:
(... Medeni Kanunun 376. maddesine göre bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün menfaati bir birine zıt olursa kayyım tayin edilir. Gene yasanın 280. maddesinde de ana, baba velayeti kusurları sebebiyle kendilerinden nez olunmadıkça rüştüne kadar çocuğun emvalinden intifa hakları vardır. Ana ve baba küçüğün kanuni mümessili olarak hareket ettiklerinde hakimin reyine ihtiyaçları yoktur. (MK. Md. 268) Kayyım tayini için sebep gösterilen olayda küçük ile velinin menfaatlerinin bir birine zıt olduğuna dair bir olgu yoktur. Velinin çocuğun mallarını tehlikeye koyduğu da ispatlanamamıştır. Hakim evliliğin zevalinden sonra verilmemişse çocuğun malları hakkındaki müfredatı her zaman isteyebilir. Verilmemiş olması keza kayyım tayinini gerektirmez. O halde çocuğun mallarının yönetimi için kayyım tayini usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme ararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 19.11.1997 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy