(818 S. K. m. 18, 213)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 26. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.1996 gün ve 1995/381 E-1996/1086 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 1.7.1997 gün ve 1997/7234-7695 sayılı ilamı:
( ... Toplanan delillerden, taşınmazın alındığı 5.5.1992 tarihinden çok kısa bir süre önce, kadına ait Batıkentteki dairenin 30.4.1992 de kardeşi ile birlikte sahip olduğu dairenin de daha sonra 3.3.1993 de satıldığı, elde edilen bu paralar ile kadın tarafından Pamukbanktan alınan kredinin taşınmazın alımında kullanıldığı anlaşılmaktadır.
20.4.1992 de satılan Reno marka arabadan elde edilen parada bu iş için sarf edilmiştir. Otomobil müşterek alınmış bedeli de birlikte ödenmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında kocanın (davacının) taşınmazın alımına katkısı Reno otomobilin satış parasının yarısı kadardır.
Resmi senet 5.5.1992 de yapılmıştır. Dinlenen tanıkların sözleri ve diğer belgeler davanın dayanağını oluşturan 8.4.1992 günlü adi nitelikteki sözleşmeyi doğrulamadığından davacının sunduğu bu delile itibar edilmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davacının taşınmazın alımına katkısının otomobilin yarı bedeli ile sınırlı olduğunu kabul etmek, taşınmazın dava tarihindeki değerini bulmak, belirlenen oran kadar tahsile karar vermekten ibarettir.
İşin temyiz incelemesi sırasında bu yönün gözden kaçtığı ve kararın onandığı görülmekle, davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, dairemizin 6.5.1997 gün ve 3233/4814 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve hükmün yazılı gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy