(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Terme Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 24.01.1991 gün ve 1990/317 E - 1991/13 K. sayılı kararın incelenmesi davalı yönetimler vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 06.10.1994 gün ve 1994/5065-11619 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı gerçek kişi H. Mescid Köyü'nde yer alan 511 ve 932 parsel sayılı taşınmazlara ait tapunun iptali ile adına tescilini istemiş; yerel mahkeme davayı kabul etmiş, hüküm davalı yönetimleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 932 sayılı parselin tutanağı Hazine adına düzenlenmiş olup, Tapu Sicil Müdürlüğü'nün yazısına göre tespit dışı bırakılarak, bu husus, 1971 yılında bitirilip, ilan edilen tapulama ile kesinleşmiştir. 766 sayılı tapulama yasasının 31/2. maddesi, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlerine ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra tapulamadan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu sebeple, 932 sayılı parselle ilgili olarak mahkemenin hüküm kurması doğru olmayıp, Hazine ve Orman Yönetiminin bu parsele yönelik temyiz itirazları yerinde görülmüştür.
511 sayılı parsele gelince; bu parselin davacı adına tespit edilip, 23.04.1971 tarihte tutanağının kesinleştiği ve adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Orman yönetimi ve Hazinenin bu parsele yönelik itiraz ve davası söz konusu değildir. Gerçek kişinin kendi adına saptanan bir taşınmaz için dava açmakta hukuki yararı yoktur. Ne var ki, davacının 511 ve 932 sayılı parsellerle ilgili olarak temyiz itirazı da söz konusu değildir. Bu olguya göre davalı yönetimlerin 511 sayılı parsele yönelik ( aleyhe bozma yoluna gidilemeyeceğinden ) temyiz itirazlarının dinlenmesine yer yoktur.
Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle 932 sayılı parsele yönelik yönetimlerin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bozulmasına... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık 932 parsele yöneliktir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kurduğu hüküm, Özel Dairece, kesinleşen tapulama tespitine karşı on yıllık süre içerisinde davanın açılmadığı ve bu nedenle dinlenme olanağı bulunmadığı vurgulanmak suretiyle bozulmuştur.
Oysa dava konusu 932 parsel sayılı taşınmaz 27.11.1967 tarihinde Hazine adına tespit görmüş; Orman yönetiminin itirazı üzerine Tapulama komisyonunun 29.09.1970 günlü kararı ile Orman olarak tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ve bu karara itiraz edilmeyerek karar 11.11.1970 tarihinde kesinleşmiştir. Böylece taşınmaz tapulama dışı kalmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazla ilgili olarak bir sınırlama bulunmadığı gibi, varlığından söz edilebilecek bir tespit tutanağı da mevcut değildir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde ise tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz hükmü getirilmiştir. Tespite karşı, tespit öncesi sebebe dayanarak hak arama durumunda olanlar için gerek 766 Sayılı Yasa'nın 31/2 gerekse 3402 Sayılı Yasa'nın 12/3 maddesinde öngörülen bu on yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu mahkemece re'sen (kendiliğinden) göz önünde tutulması gerektiği kuşkusuzdur. Yine belirtmek gerekir ki tespit dışı bırakma bir tapulama işlemi ise de, tapu tespit işlemi değildir. O itibarla çekişmeli taşınmaza ilişkin düzenlenmiş bir tutanağın bulunmaması nedeniyle yerel mahkemenin olayda dava açma yönünden on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağına ve işin esasına girilmesi gereğine değinen direnmesi yerindedir.
Ne var ki, mahkemenin kurduğu karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmemiştir. Bu nedenle dosya, işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının tetkiki için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere direnme kararı uygun ise de, esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 20. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 24.09.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy