(506 S. K. m. 79, 85)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.11.1996 gün ve 1996/200-238 sayılı kararın incelenmesi davalılardan Sosyal Sigortalar kurumu vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 5.12.1996 gün ve 1996/6701-6746 sayılı ilamı:
(.... Davacı sigortalının, 10.6.1991 tarihinden, isteğe bağlı sigortalılığının geçerliliğine karar verilmiş ve ayrıca belirtilen tarihten itibaren 20 günlük çalışmasının da bulunmadığı kabul edilmişse de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
1- Gerçekten, bir kimsenin fiili çalışması bulunmadığı halde çalışmış gibi gösterilmesi ve buna bağlı primlerin ödenmesi hayatın olağan akışına ters düşer. Davacının dosya içindeki belgelerden 20 günlük çalışması açıkça belli olmaktadır. Mahkemenin bu kanıt ve belgeleri aynı güçteki delillerle çürütmeden, aksini kabul etmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 85. maddesinde gösterildiği biçimde isteğe bağlı sigortalı olabilmek için, herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna tabi olarak çalışmamak koşulu ile birlikte, isteğe bağlı sigortalılığa devam için diğer koşulların da gerçekleşmesi gerekir.
Sigortalılar, öncelikle isteğe bağlı sigortalılık için tercih edeceği gösterge, derece ve kademesini Kuruma bildirmek ve primlerini ait olduğu ayın sonuna kadar ödemekle yükümlüdürler. Dava konusu olayda davacı sigortalı 10.6.1991 tarihinde yeniden işe girmiş ve çalışmaya başlamıştır. Bu durumda Kurum, dosyada yazılı olduğu biçimde, 1993 yılında, önceki isteğe bağlı sigortalılığını iptal etmiş ve kendisine yeniden isteğe bağlı sigortalılığa devam edip etmeyeceğini sormuş, gerekli başvurunun yapılmasını istemiştir. Davacı sigortalı bu yazıyı tebellüğ etmesine karşın isteğe bağlı sigortalılık yönünden yasal koşulları yerine getirmemiştir. Daha sonra 1995 yılının altıncı ayında geçmişe yönelik olmak üzere toplam prim bedellerini yatırmıştır. Bu durumda yasanın isteğe bağlı sigortalılık için öngördüğü yasal prosedür yerine getirilmeksizin kendiliğinden yapılan işlemler geçerli kabul edilemez.
Mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almaksızın karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy