(743 S. K. m. 656, 666) (4721 S. K. m. 730, 742)
Dava: Taraflar arasındaki "suya el atmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kemah Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 26.11.1996 gün ve 1996/11 E., 40 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 27.1.1997 gün ve 1997/537-662 sayılı ilamı ile; (... Davada, daha önceden davalı tarafın dava dışı K. Köyü, tüzel kişiliği aleyhine dava açmak suretiyle adı geçen muhtarlığın suya müdahalesinin önlenmesine ilişkin karar alındığı, bu kararın K. Köyü sakinlerini bağlamayacağı, köyde ihtiyaç fazlası su bulunmadığı ileri sürülerek, davalının suya yaptığı el atmanın önlenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Kemah Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.10.1995 tarih ve 1995/24-26 karar sayılı ilamı içeriğinden; davalı B. Ç.nin davacı sıfatıyla, dava dışı K. Köyü Muhtarlığı aleyhine açmış olduğu suya müdahalenin önlenilmesi davasında; davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarının davayı kabul ettiği ve bu nedenle davalı köy muhtarlığının suya el atmasının önlenilmesine karar verildiği, hükmün taraflarca temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu yapılan Büyükdüz Deresi'nden toprak ark ile köye getirilen su, çıkış yeri itibariyle genel sulardan olduğu, kuşkusuz bulunduğu gibi bu cihet mahkemece de kabul edilmiş durumdadır.
Genel sulardan ise herkes, kadim ya da öncelikli kullanım haklarını engellememek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Kadim ya da öncelik hakkı yoksa genel suyun ihtiyaç fazlasından yararlanılması mümkündür.
Dosya içeriğine ve tanıklar ile mahalli bilirkişinin anlatımına göre davalının (ve daha önce vefat eden babasının) çekişmeli suyu kullandığı saptanmıştır.
Bu durumda uyuşmazlık konusunun genel su olması nedeniyle davalının kadim ve öncelik hakkı varsa faydalı ihtiyaç nispetinde, kadim ve öncelik hakkı yoksa ihtiyaç fazlasının kendisine verilmesi gerekir.
O halde yukarıda açıklanan nedenlerle usulünce yapılacak incelemenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy