(818 S. K. m. 18) (2004 S. K. m. 277, 283)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ordu Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.11.1995 gün ve 1995/279 E-295 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 4.4.1996 gün ve 1996/2177-2705 sayılı ilamı:
(...... Davacı, davalılardan N. A.'ten alacağı nedeniyle takip başlattığını, bu davalının takibi etkisiz kılmak için sahibi olduğu gayrimenkulü önce İ. A.'ya, ondan da oğlu D. A.'e satış göstermek suretiyle devrettiğini, bu devrin muvazaalı olduğunu bildirerek iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacının elinde İİK.nun 277 ve müteakip maddeleri gereği aciz vesikası bulunmadığı, borçlunun bir kısım borcunu ödediği, aczin belirlenmemesi halinde bu tür davanın açılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava muvazaaya (BK. m.18) dayalı iptal davasıdır. Kural olarak üçüncü kişiler (olayımızda davacı) muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı hukuki muamelelerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü; muvazaalı bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişilerin muvazaalı muamele ile hakkının halele uğradığının benimsenebilmesi için, onun muvazaalı muamelede bulunandan bir alacağının bulunması ve bu alacağının ödenmesini önlemek amacıyla muvazaalı muamelede bulunulması gerekir.
Somut olayda, davacı davalılardan N. A. ve başka bir kişi hakkında alacağından dolayı Ordu 1. İcra Müdürlüğü'nün 1993/1637 sayılı dosyasında 3.9.1993 günü takip başlatmış, dava konusu ettiği gayrimenkulün, dilekçesinde sözünü ettiği biçimde muvazaalı olarak devredildiği iddiası ile de borçlu N. A. ile gayrimenkulü devralan D. A. aleyhine de bu davayı açmıştır. Davacının, davalı aleyhine devam eden icra takibi vardır.Davaya konu edilen satışın muvazaalı yapıldığı kanıtlandığı takdirde bu satışa konu edilen maldan da alacağın tahsilici için yararlanabilecektir. Davacının bu davadaki amacı tahsil edemediği alacağını tahsil edebilmek için hukuki muamelenin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacının bu hakkı ayni değil şahsi sonuç hasıl eder. Davanın muvazaanın ispatı sonucunu vermesi halinde tapunun iptaline değil (olayda kıyasen uygulanması gereken İİK.nun 283/1. maddesi uyarınca) iptal ve tescil olmaksızın da taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir. Bu davanın amacı da budur. O halde muvazaanın var olup olmadığı konusunda araştırma yapmaksızın aciz vesikasının yokluğu nedeniyle davanın reddi doğru bulunmamıştır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle somut olayda, icra takibinin kesinleşmesinin yeterli bulunmayıp, aynı zamanda takip konusu alacağında kesinleşmiş olması gerekeceğine, bu itibarla borçlu davalı N. A. tarafından açılan ve halen derdest bulunan menfi tespit davasının sonuçlanmasının beklenmesinde zaruret olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA) oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy