(1163 S. K. m. 59) (1086 S. K. m. 39) (818 S. K. m. 49, 41)
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.5.1995 gün ve 1994/481-1995/382 sayılı kararın incelenmesi davacılar ve davalı kooperatif vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin19.12.1995 gün ve 1995/8810-9925 sayılı ilâmı:
(... Dava haksız şikayet nedeni ile şikayeti yapan kooperatif tüzel kişiliğinin sorumluluğuna ilişkindir. Yerel mahkemece şikayetin haksızlığının saptanarak kooperatif tüzel kişiliği manevi zararın giderilmeyle yükümlü tutulmuş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1 - Karar taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davacılar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/1. maddesinde yazılı on beş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre temyiz isteminin reddine karar verilmelidir.
2 - Davalı kooperatifin temyizine gelince; hakim görevi gereği (re'sen) davalı taraf anımsatmasa bile husumet yönünü dikkate almak durumundadır. Öyleyse öncelikle bu yön incelenmelidir.
Davalı kooperatif ile yüklenicisi (üçüncü kişi) arasında uyuşmazlık doğması karşısında, yüklenici, yapılan işler bakımından delil tespiti istemiş; davacıların bilirkişi olarak görev yapmaları üzerine davalı kooperatif avukatı, onların görevlerini kötüye kullandıklarını bildirerek C. Savcılığına şikayet etmiştir. Davacılar, yapılan yargılama sonunda beraat ettikten sonra şikayetin haksızlığı nedeni ile bu davayı açmışlardır.
1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 59/3. maddesi uyarınca yönetime ve temsile yetkili şahısların görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur. Yasanın hazırlanışı sırasında tasarının görüşüldüğü 11.12.1963 de toplanan Beşinci Türk Kooperatifçilik Kongresinde de açıklandığı üzere temsilcilerin, temsil görevleriyle sınırlı olarak ve yasal görevleri çerçevesi içerisindeki eylemlerinin haksız eylem oluşturması durumunda kooperatif tüzel kişiliği yükümlü tutulacaktır. Kooperatif yapılarının gerekli ölçüleri yapmaması sonucu komşu taşınmaza taşması; görevi savsama sonucu çıkan yangının, başkalarına zarar vermesi; kazı yapılırken gerekli önlem alınmasındaki savsama ile komşu taşınmazların çatlaması ya da çökmesi, bunlara örnektir. Kooperatif çıkarları bunu gerektiriyor diye başkalarına darp ve kişilik haklarına saldırı (bu madde kapsamında) kooperatifi bağlamaz.
Kooperatif için (yetki aşımı dolayısıyla) açılan böyle bir davada, temsilcilerin (kooperatif değil biz sorumlu olalım, ya da buna yetkimiz var kooperatif olaya muhataptır gibi) söylemleri çıkar çatışması dolayısıyla bağlayıcı olmadığı gibi temsilcilerden vekalet alan avukatın kooperatifi savunması sırasında, kooperatif değil bana husumet düşer gibi bir yol izlemesi olası değildir.
Kooperatif temsilcilerinin, şikayet eden avukata verdikleri 4.11.1987 günlü vekaletnamede üyelerimiz, müteahhit, gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkabilecek hukuki ihtilaflarda kooperatifimizi temsile, hukuki girişimlerde bulunmaya denilerek avukata yetki verildiğine mahkemece şikayet hakkının kötüye kullanıldığının tesbitine karar verildiğine göre olayda hukuki değil, hukuk dışı bir eylem vardır. Bu bakımdan avukatın eylemi, kooperatifi bağlayıcı nitelik taşımaz.
Zaten, temsilcilerin, haksız eylem oluşturacak bir durum için vekaletname vermeye yetkileri yoktur. Noter, kuralı bilerek vekaletname düzenlemek zorundadır ve böyle de yapmıştır.
Öte yandan, vekaletname bilirkişi konusunda sınırlıdır. Temsilciler, yalnızca bilirkişi tayin ve azline yetki vermişlerdir. Şu durum karşısında avukatın, en çok bilirkişi reddine yetkisi varken (benimseme biçimine göre) onların kişilik haklarına saldırı oluşturacak düzeyde C. Savcılığına şikayet etmesinin sonuçlarının kooperatif tüzel kişiliğine bağlanması, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, husumet yönünden Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir. Ne var ki hükmedilen manevi tazminat yönünden Özel Dairesince inceleme yapılmadığından dosya dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararının husumet yönünden ONANMASINA manevi tazminat yönünün incelenmesi için dosyanın 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy