(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 14.9.1995 gün ve E. 1995/567 - K. 1995/666 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.4.1996 gün ve E. 1996/2970 - K. 1996/3070 sayılı ilamı:
(... 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, kanıtların değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından yazılan "Özel Savaş Terör ve Kontrgerilla" adlı kitabın 30, 31, 32. sayfalarında "cuntacı, kontrgerilla, holdinglere çıkar sağlayan kişi" olarak gösterilerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 100.000.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yayının eleştiri nitelikli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, yerel mahkemenin kararı, davacının temyizi üzerine dairemiz kurulunca bozulmuştur.
Kişilik hakları saldırıya uğrayan kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde buyrulmuştur. Hükmedilece bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin kararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Tadir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Miktarın belirlenmesinde ise her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartlar bulunacağı kuşkusuzdur. O halde hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli; Borçlar Kanunu'nun 49/2. maddesi uyarınca tarafların sıfat, işgal ettikleri makam ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarında dikkate alındığı belirginliğe kavuşturulmalıdır. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya dönülecek olursa; bozma ilamında davacı yararına uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi kararlaştırılmış olup istenilen miktar ılımlı bulunarak aynen hükmedilmesi yoluyla bir hüküm yer almamaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş olmasına rağmen "uygun miktar2 ila amaçlanan miktar aşılarak istem konusu tazminata aynen hükmedilmiş olması nedeniyle karar bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadak itutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 26.3.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy