(743 S. K. m. 658, 659)
Taraflar arasındaki Şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Kabulüne dair verilen 13/6/1996 gün ve E. 1994/796- 1996/494 K. sayılı kararın incelenmesi Davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 5/11/1996 gün ve E. 7533-9800 K.sayılı ilamı,
(...Dava şufalı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin şufalı payın ilişkin bulunduğunu taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan S. Akan'ın payını 26.3.1992'de Hamdi Koç'a sattığını, bu satışı 2.9.1994 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek 16.9.1994 tarihinde açmış olduğu iş bu dava ile şufalı payın iptali ve tescilini istemiştir.
Davalı Hamdi Koç vekili satıştan kısa bir süre sonra davacının satışı öğrendiğini, hak düşürücü sürenin geçirildiğini satış tarihi ile dava tarihi arasında üç yıla bir zaman geçtiğinden, bu süre zarfında değer artışının tespiti ile davanın reddini davaya dahil edilerek davaya devam olunmuş, mirasçılarda aynı savunmaya katılarak davanın reddini istemişlerdir.
Şufa davalılarının özelliği itibariyle Hak düşürücü sürenin geçirildiğini ileri süren davalının bu savunmasını kanıtlaması icap eder. Nitekim davalı savunmasını kanıtlama yönünden dört tanık göstermiş, dinlenen bu tanıkların birbirini teyit eden ifadelerinden davacının en geç satışı Nisan 1992 ayında öğrendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava öğrenmeye nazaran bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy