(818 S. K. m. 249, 280)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali ve tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 21.6.1996 gün ve 356 E. 560 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.6.1996 gün ve 7617 E. 8101 K. Sayılı ilamı:
(... Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve icraya yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş ve hüküm davacı vekli tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, dava konusu kiralanana ait kiraların ödenmemesi nedeniyle kiracı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız itirazları üzerine takibin durduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini süresinde açmış olduğu bu dava ile istemiştir.
Davalı vekili, davacıya borcunun bulunmadığını, takibin haksız olduğunu, kiralananın kiralayan tarafından, kiralama amacına uygun şekilde tahsis edilmeyip ayrıca binanın ortak yeri olan deponun da kendilerine kiralanıp apartman yönetimince kullanımına engel olunduğunu bu durumda yapılacak yemek salonu için mutfak yapılması düşünülen deponun kullanılma imkânının ortadan kalktığını ve kiralananda yapılan tadilat sırasında kaçak olarak dükkânın bir bölümünün inşa edilmiş olduğu anlaşılıp bu şekilde, kiralama amacına yetmeyecek miktarda yer kalmış olması nedeniyle akdi feshetme haklarını kullanarak bu yeri terk ettiklerini, bu durumda davacı kiralayanın sözleşmedeki muaceliyet şartından istifade edemeyeceğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece B.K. 249 ve 280. maddesinde yazılı esaslar dahilinde kiralananın kullanıma hazır bulundurulmaması nedeniyle kiracının fesih hakkını kullandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 1.1.1996 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinde kiralanan yerin "boş ve temiz dükkân" olarak teslim edildiği yazılı bulunmaktadır. Davalı her ne kadar yapmak istediği tadilatlara belediyenin müsaade etmediğini, bu nedenle akdi feshedeceğini bildirmiş ise de kullanmanın mümkün olmadığından bahisle kira parasının indirilmesine veya akdin feshine dair dava açıp hüküm almadıkça akitle gösterilen kira parasını ödemekle mükelleftir. Davalı bu yolda hüküm aldığını iddia ve ispat etmediğine ve usulüne uygun yapılan takip ve ihtarlı ödeme emrinin tebliğine rağmen ödeme yapılmadığı ve bu surette temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin anlaşıldığından istem gibi kiralanmanın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında düzenlenen 1.1.1996 tarihli kira sözleşmesinde kiralanan dükkânın "boş ve temiz durumda" teslim edildiğinin belirtilmesine ve bunun aksinin yazılı yasal delillerle kanıtlanamamasına, o nedenle davalıların kira paralarını ödememekte haklı olduğuna ilişkin ödemezlik def'inin kabul edilemeyeceğine göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararında uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 19.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy