(3402 S. K. m. 14)
Dava : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bigadiç Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 13.7.1995 gün ve E.89/60; K.95/54 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 26.9.1996 gün ve E.96/5485, K.96/7636 sayılı ilamıyla; (... Kadastro sırasında 381 ada.56 parsel sayılı 5324,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz çay yatağı olduğu, 1985 yılından sonra N. Ö. tarafından kullanılmaya başlandığına işaret edilerek, Hazine adına tespit edilmiştir. N. Ö. vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak askı ilanı içerisinde dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, nizalı taşınmazın N. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tespit tutanağında dava konusu taşınmazın eskiden çay yatağı olduğu, daha sonra çayın 1940 yılında yatağını değiştirdiği ve tespit sırasında ham toprak niteliğinde bulunduğu, N. Ö.nün dayandığı babasına ait vergi kaydının zemine uymadığı, taşınmazın her tarafının kumsal olduğu, 1985 yılında N. Ö. tarafından ekilmeye başlandığı, 1940 yılından 1985 yılına kadar çay yatağı olarak boş kaldığı belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı N. Ö. babası M. Ö. adına olan 1000 metrekare yüzölçümündeki vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece vergi kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, Simav çayının zaman zaman taşması nedeni ile taşınmazın su altında kalmasının zilyetliği inkitaa uğratmayacağı gerekçe gösterilerek, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmaza kuzeyde komşu 57 sayılı parsel ile güneyde komşu 55 sayılı parseller ham toprak niteliğiyle Hazine, batıda komşu 1 sayılı parsel kanalet olarak DSİ Genel Müdürlüğü adına tespit edilmiş ve tespitleri kesinleşmiştir. Davacının dayandığı vergi kaydında kuzey sınır olarak gösterilen M. ile güney sınır olarak gösterilen F. ve batıda yol olarak gösterilen sınır, taşınmazın çevresinde bulunmamaktadır. Bu nedenle vergi kaydının taşınmaza ait olduğu yolundaki bilirkişi sözleri dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Nitekim, kadastro tespit tutanağında da sözü edilen vergi kaydının uygulama olanağının bulunmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan mahkemece dinlenen tespit bilirkişileri de tutanak içeriğini doğrulamışlar ve taşınmazın öncesinin Simav çayının suları altında kaldığını, ancak sular çekildiğinde zaman zaman karpuz ekildiğini, davacının devamlı zilyetliğinin yörede baraj yapılmasından sonra 1969 yılında başladığını bildirmişlerdir. Bu tarihten tespit gününe kadar 20 yıla ulaşan zilyetlik bulunmamaktadır. Bu durumda gerek davacının babası ve gerekse kendisinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörüldüğü biçimde iktisap sağlayan zilyetliğinin bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin J bendi gereğince harç alınmamasına, 22.10.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy