(743 S. K. m. 577, 581) (3402 S. K. m. 29, 30)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alanya Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 9.6.1994 gün ve 1991/53 E-1994/85 K. sayılı kararın incelenmesi davalı M. vekili davalı A. tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi7nin 27.9.1996 gün ve 1996/3413-7738 sayılı ilamı:
(........ Davalıların dosya kapsamına göre diğer düzeltme istekleri yerinde değildir. Ancak davacı F 23.11.1992 günlü keşif tutanağında dava ve temyize konu taşınmazlardaki hakkını istemiş 12.4.1993 günlü dilekçesi ile taşınmazlardaki payının verilmesini istemiştir. Şu hale göre, davacı F'nın tereke adına açtığı davayı payına hasrettiğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan davalılar yargılama aşamasında dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan ev ile meyve ağaçlarının kendileri tarafından tespit gününden önce yapılıp dikildiğini ve yetiştirildiğini savunmuşlardır. Mahkemece taşınmazlar üzerinde bulunan muhtesatın kim tarafnıdan meydana getirildiği meyve ağaçlarının taraflardan hangisi tarafından dikip yetiştirildiği, tespit gününden önce meydana getirilip getirilmediği araştırılmamış, davalı tarafın bu konudaki delilleri istenip toplanmamış, toplanan delillere göre de bir dğerlendirme yapılmamıştır. Şu hale göre muhtesat yönünden yapılan araştırma ve inceleme de eksiktir. Öyle ise davacı F'nın davasını payına hasrettiği gözönünde tutularak miras bırakan V'den F'ya kalan pay belirlenmeli, bu payın F adına tesciline, geriye kalan bulunan ev ve meyve ağaçlarının tespit gününden önce kim tarafından dikilip yetiştirildiği araştırılmalı, bu konuda gerektiğinden taraflardan yeniden delil istenmeli, toplanmalı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü uygulanıp uygulanmayacağı hükümde tartışılmalı, sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Bu nedenlerle hükmün bozulması gerekirken ilamında gösterilen nedenlerle onandığı görüldüğünden davalı tarafın karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairenin 14.9.1995 günlü onama kararının kaldırılmasına hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına.......) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar:
1- Kadastro sırasında, direnme kararına ve temyize konu 577 parsel sayılı 14080 metrekare, 605 parsel sayılı 5792 metrekare ve 607 parsel sayılı 4960 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar satın alma yoluyla geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı, ayrı davalılar A ve M adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı F miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazların kendisi ile dava dışı paydaşları V mirasçıları adına payları oranında tescili gerektiğini öne sürerek 3402 sayılı Kadastro Kanunun 29/2. madesi hükmünce tereke adına dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazların davacı ile dava dışı paydaşları adına, payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş, Özel Daire'nin 14.9.1995 günlü ilamında açıklanan hukuksal nedenlerle yerel mahkeme kararı onanmıştır. Davalıların yasal süresinde karar düzeltme istekleri üzerine, yapılan inceleme sonucunda Özel Daire'nin 27.9.1996 günlü ilamında açıklanan nedenlerle önceki günlü daire onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararı oyçokluğuyla bozulmuştur.
Karar Düzeltme yoluyla sevkedilen daire bozma kararında davacının tereke adına dava açtığı duraksamasız vurgulandıktan sonra davacının dosyaya ibraz ettiği 12.4.1993 günlü dilekçesi ile, 23.11.1992 günlü keşif tutanağına geçirilen, usulün 151. maddesi hükmünce imzasıyla belgelendirilen beyanları dairece değerlendirilerek, davacının bu beyanları ile tereke adına açtığı davanın yargılaması sırasında davayı kendi miras payına hasrettiği kabul edilmiş ise de bu değerlendirme toplanıp değerlendirilen delillere, dosya kapsamına uygun değildir. Gerçekten dava konusu taşınmazların davacı ile dava dışı paydaşlarının ortak miras bırakanları 15.6.1972 gününde vefat eden, ölüm gününe göre terekesi iştirak halinde bulunan Veli'ye ait olduğu, ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun paylaşılmadığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davalılar dava konusu taşınmazların paylaşıldığını, taşınmazların V mirasçısı Kadir payına isabet ettiğini ve onun tarafından bayilerine satıldığını savunmuş iseler de bu hukuksal olguları kanıtlayamamışlardır. Hal böyle olunca, V terekesinin ölüm gününe göre iştirak halinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Kaldı ki, kural olarak, tereke adına açılan davada mirasçılardan birinin ya da bir bölümünün tereke aleyhinde hukusal sonuç doğuracak nitelikteki beyanları da terekeyi bağlamaz. O halde 3402 sayılı Kadastro Kanunun 29/2, 30/2. maddeleri hükmü gereğince, davacının terekeye adına dava açtığı, V terekesinin paylaşılmadığı, davalılara yapılan satışın terekenin iştirak halinde bulunması nedeniyle geçersiz olduğu, davacının ibraz ettiği 12.4.1993 günlü dilekçe ile 23.11.1992 günlü keşif tutanağına geçirilen beyanlarının terekeyi bağlamayacağı dikkate alındığında taşınmazların V mirasçısı davacı ile dava dışı paydaşları adına payları oranında tesciline karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. O nedenle direnme kararı onanmalıdır.
2. Yerel mahkemece bozma ilamının direnmeye konu taşınmazlar üzerindeki muhdesatın kimler tarafından meydana getirildiğinin araştırılması gereğine değinen bölümüne uyulmasına karar verilerek, bu konuda bozma doğrultusunda yeniden araştırma ve inceleme yapılmış ve yeni hüküm oluşturulmuştur. Bu nedenle 605 ve 607 sayılı parseller bakımından muhdesatla ilgili olarak verilen yeni hükme yönelik davalı M vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: 1- Davalı M vekili ve davalı A'nun temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
2- Yukarda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy