(2822 S. K. m. 9) (1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki "fark, kıdem, ihbar tazminatı, ücret kıdem teşvik ve izin ücreti alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; kartal 1. İş Mahkemesince davaya dair verilen 25.9.1996 gün ve 1995/601 E-1996/451 K. Sayılı kararın incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.2.1997 gün ve 1996/22241-1997/3133 sayılı ilamı ile;
(.. Davacı dava dilekçesinde işyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra iş aktinin fesh edildiğini bildirerek fark alacak isteğinde bulunmuştur. Dosya içeriğine göre 1.6.1994 - 31.5.1996 tarihli Toplu İş Sözleşmesi 15.3.1995 tarihinde imzalanmıştır. Davacının sözleşmesi yürürlük başlangıç tarihinden sonra imza tarihinden sonra imza tarihinden önce 13.6.1994 tarihinde tazminatları peşin ödenmek suretiyle fesh edilmiştir. İmza tarihinde çalışması olmayan davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanabilmesi için sözleşmede özel bir hüküm bulunması gerekir. TİS.de böyle bir hükme yer verilmiş değildir. 2822 sayılı TİS.si Grev ve Lokavt Kanunun 9. maddesine göre TİS.nin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olan ve çalışmakta bulunan işçiler TİS.den yararlanırlar. TİS. de bunun aksine, yani imza tarihinden önce ve yürürlük tarihinden sonra hizmet akti fesh edilenlerin sözleşmeden yararlanacaklarına dair bir kural mevcut değildir. Mahkemenin, Yasanın 9. maddesine yanlış anlam vererek TİS.den doğan farklara karar vermesi isabetsizdir..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalışırken 1475 sayılı İş Kanunun 13 ve 14. maddelerine göre ihbar ve kıdem tazminatları ve diğer işçilik hakları ödenerek hizmet sözleşmesinin feshedildiğini, ancak işyerinde uygulanmak üzere yürürlüğe konulan Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük başlangıç tarihlinden sonra bu fesih işlemi gerçekleştirildiği halde, hakkında Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uygulanmadığını, bir başka anlatımla kendisinin anılan sözleşmeden yararlandırılmadığını öne sürerek tazminat ve alacak isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren Toplu İş Sözleşmesinin imzası tarihinde davacı işçinin çalışmadığı için bu sözleşmeden yararlandırılmasının mümkün olmadığını savunmuş, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece Pozitif hukukumuzda Toplu İş Sözleşmesi yürürlük başlangıç tarihi ile imzası tarihi arasında tazminat ve işçilik haklarını hak edecek şekilde ayrılanların Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmayacaklarını öngören bir kurala yer verilmediğini, aslında bu konuda yasal bir boşluk bulunduğunu belirtilerek istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük başlangıç tarihi ile imza tarihi arasında, hizmet sözleşmesi ihbar ve kıdem tazminatları ile işçilik haklarını hak edecek şekilde ayrılan işçilerin Toplu İş Sözleşmesinden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi ile alakalı olup, tamamen hukuki tavsifle ilgilidir. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşme GLK'nun konu ile ilgili 9. maddesinin 1 fıkrasında "Toplu İş Sözleşmesinden" taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanırlar, kuralına yer verildikten sonra ikinci fıkrasında somut olayda gözönünde tutulması gereken (Toplu İş Sözleşmesinin, imzalaması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerini taraf işçi sendikasının işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanırlar) biçiminde bir düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre bir işçinin işyerinde uygulamaya konulan Toplu İş Sözleşmesinden yararlanabilmesi için kural olarak, o sözleşmenin yürürlük başlangıç ve imza tarihlerinde çalışmakta olması gerekmektedir. Bu olguya dayanan yorum yolu öğretide ve yargı inançlarında da kararlılıkla sapma göstermeden süre gelmiştir (Bkz. Seza Reisoğlu, 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu Şerhi, Ankara 1986 Sh. 140-141: Fevzi Şahlaman Toplu İş Sözleşmesi, İstanbul, 1992 Sh. 133 Vd; Kemal Oğuzman, Hukuki yönden işçi-işveren ilişkileri, 4 Bası, İstanbul Sh. 83). Bunun sonucu olarak anılan tarihler arasında işyerinde çalışmayan işçiler kural olarak Toplu İş Sözleşmesinden yararlanamazlar. Ancak böyle bir durumda bulunan işçilerin Toplu İş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için sözleşmede özel; ayrık bir kurala yer verilmesi gerekir. Oysa somut olayda imza tarihinden önce işten ayrılanların Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılacaklarına dair ayrık bir kurala yer verilmiş değildir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki söz konusu Toplu İş Sözleşmesinin 6/a maddesinde öngörülen "Bu Toplu İş Sözleşmesinden sendikaya üye olanlar yararlanırlar" ve 40/a maddesindeki bu Toplu İş Sözleşmesi ile yapılan ücret zamanlarının yürürlük başlangıç tarihinde çalışan işçilerin ücretlerine uygulanır" şeklindeki hükümlerde, yukarda açıklanan hukuki sonucu değiştirecek nitelikte kabul edilemez. Esasen Toplu İş Sözleşmesinin bu kuralları, gerçekten sendikaya üye işçilerin Toplu İş Sözleşmesinden yararlanabileceklerine ve getirilen zamanların da yürürlük başlangıç tarihinden itibaren uygulanacağına dair genel ve temel kuralların birer tekrarından ibarettir.
Hal böyle olunca anılan kuralların, Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük başlangıç tarihi ile imza tarihi arasında da ayrılan işçiler için (olayda davacı yönünden) özel ve ayrık biçimde öngörülmüş bir düzenleme olarak nitelendirilmesi olanağı yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.10.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy