(818 S. K. m. 18, 213) (743 S. K. m. 634)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 4.12.1996 gün ve 164/788 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 9.6.1997 gün ve 7026-7803 sayılı ilamı:
(.... Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun'un 634, Borçlar Kanun'un 213 ve Tapu Kanun'un 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; çekişmeli taşınmazların davalılara değişik tarihlerde temlik edildiği, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, temliklerin satış şeklinde gösterilmesine karşın, gerçekte mirastan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı temlikler olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, olayda, yukarıda değinilen ilkelerde öngörülen muris muvazaasının gerçekleştiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili 1405 parsel nolu taşınmazın davalılardan B. T.'a temlik edildiğini ileri sürerek muvazaa nedeniyle tapusunun iptalini ve adlarına tescilini istemişse de, bu taşınmazda murise ait payın davalı B.'ye değil davalı V. T.'a satıldığı celbedilen tapu kaydı ve akit tablosundan anlaşılmıştır. Bu parselle ilgili davalı V. T.'a yöneltilen bir dava bulunmayıp, 1405 parseldeki murisin 34064 payının davalı Vasfi Taşkın'a ait olduğu anlaşıldığından yerel mahkemenin bu parsele ilişkin olarak davayı reddetmesi ve direnmesi yerindedir.
Yine murise ait olup V. T.'a pay satışı yapıldığı ileri sürülen 2926 parselin dava dışı A. Ü.'e ait iken, 2278/3278 payını uhdesinde bırakarak 1000/3278 payını B. T.'a hibe etmiş olduğu, adı geçen bu parselin muris Ş. T.'la bir ilişkisi bulunmadığı getirtilen tapu kaydında belirgindir. O nedenle yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnmesi de yerindedir. Ayrıca, 2827 parsel nolu taşınmazda muris Ş. T.'ın 8/16 payını ölünceye kadar bakıp gözetme şartı ile davalı M. T.'a temlik etmiştir. Bir kısım davacı tanıkları ile davalı tanıkları muris Ş. T.'a ve hanımına bakılması koşuluyla davacı Z. T.'a teklif edildiği halde kabul etmediğini, bunun üzerine davalı M. T.'a teklif götürüldüğünü, davalı M. T.'ın otobüs işletmeciliğini ortağına devredip, köye geldiğini ve murisin evine yerleşerek 1980 yılından ölünceye kadar muris bakıp gözettiğini ifade etmişlerdir. O halde ölünceye kadar bakma sözleşmesindeki karşılıklı edimlerin yerine getirildiği ve 2827 parsel yönünden muvazaalı bir işlem olmadığı açıktır. Bu durumda yerel mahkemenin 2827 parsel yönünden direnmesi de yerinde görülmüştür. Öyleyse açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre 1405, 2926 ve 2827 parsel nolu taşınmazlar yönünden direnme kararı onanmalıdır.
2- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle murisin malvarlığındaki bütün taşınmazlardaki paylarını kanuni mirasçılar olan davacılar dışında ikinci eşi C.'in çocukları, murisin kardeşi M.'in oğlu ve torunu olan davalılara gerçek değerlerinin çok altındaki değerlerle temlik etmesinin murisin gerçek iradesinin satış değil bağışlamak olduğunun göstergesi olduğuna göre; yukarıda onama kapsamı dışında kalan diğer parseller yönünden Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bu parseller yönünden bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ile 1405, 2926, 2827 parseller yönünden direnme kararının ONANMASINA; gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmamasına, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle diğer parseller yönünden direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy