(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesince davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 11.6.1997 tarih ve 1996/902-1997/896 sayılı kararın incelenmesi davacı SSK vekili ve davalı T.A.Ş. tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.9.1997 tarih ve 1997/5522-5765 sayılı ilamı ile;
(...1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumlulukları ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Hükme esas kılınan kusur raporunda zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda, şantiye şefi N.ye % 15, mühendis İ. ye % 15, davalı T. İnşaat Sanayi A.Ş.ye % 45, sigortalıya % 25 oranında kusur verilmiştir. Öncelikle, iş bu kusur raporu ile ceza dosyası ve rücu dosyası içeriğinde mevcut açık çelişki giderilmemiştir. Öte yandan; asıl işveren anonim şirket ve taşeron diğer davalı limited şirket arasındaki 4.3.1993 tarihli taşeron sözleşmesinin konusu konut inşaatının iç tesisat elektrik işlerinin yapılması ise de; sözleşmenin 15. maddesinde işin tamamlanmasından sonra ve son hakedişten önce taşeronun, işyerindeki fazla malzeme ile her türlü inşaat ve imalat kalıntılarını kaldıracağı ve sabit veya demontab yapıları söküp yerlerini temizlemekle yükümlü olduğu, keza bu temizlik ve düzenlemeyi sağlamak üzere iki işçiyi şantiye hizmetine vereceğinin öngörülmesi karşısında, sigortalının bu madde kapsamındaki temizlik işlerini yaparken işkazasına maruz kalıp kalmadığı araştırılarak, subutu halinde taşeron şirketin kusuru, bu maddi olgu çerçevesinde irdelenmelidir.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden saptanacak maddi olgu çerçevesinde ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde rapor alıp, irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir.
3- Kabule göre de; davada, 3. kişiler N. ve İ. taraf olmadıkları gibi dava, bu şahısların kusurları da gözetilerek teselsül hükümleri çerçevesinde açılmadığından gerek iç tavan, gerekse dış tavanı teşkil teşkil eden miktarların sadece davalı A.Ş.'nin kusur oranı gözetilerek belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü ile fazla rücu alacağına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davacı SSK vekili ve davalı T.A.Ş. vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı SSK vekili ve davalı T.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının T.A.Ş. vekiline geri verilmesine, 01.04.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy