(3201 S. K. m. 1, 5)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.6.1997 gün ve 1996/16 E-1997/475 K. sayılı kararın incelenmesi davacı SSK. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.12.1997 gün ve 1997/5651-8998 sayılı ilamı ile; (...Davacı Kurum davalının yurt dışında geçen çalışmalarını 2147 ve 3201 sayılı Yasa gereğince borçlandığını ve isteği üzerine kendisine aylık bağlandığını, aylık ödemeleri devam ederken davalının Federal Almanya Cumhuriyetinden işsizlik sigortası kolundan yardım aldığının tespit edilmesi üzerine aylığının ve borçlanmasının iptal edildiğini öne sürmüş fuzulen yapılan ödemelerin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; savunmasında yurt dışında geçen çalışmalarını 3201 Sayılı Yasa uyarınca borçlandığını yurt dışında işsizlik, sigortası kolundan aylık almanın kesin dönüşü engellemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.'
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un üçüncü maddesine göre, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur.
Davacının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarihi de kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyetinden işsizlik sigortası yardımı aldığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının borçlanmak amacıyla yurda girdiği tarihin kesin dönüş sayılıp sayılamayacağı meselesidir. Yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının o ülkede oturma zorunda olduğu, o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen gerçeklerdendir. Alman Sosyal Güvenlik Mevzuatına göre işsizlik sigortası kolundan yardım alabilmek için kişinin emeğini iş piyasasına amade tutması gerekir. Zira devlet işsizleri ve iş yerlerini takip etmekte herhangi bir işyerinde boşalma olduğu taktirde işsiz kalan ve işsizlik yardımı alan kişiyi işe girmeye davet etmektedir. Bu kişi yapılacak daveti kaçırmamak için o ülkede oturmaya ve ülke sınırları dışına çıkmamaya özen göstermektedir.
Yurda kesin dönüş yapmaktan söz edebilmek için sigortalının ikametgahının, yurt dışından yurt içine nakletme amacını taşıması gerekir. Yurt dışında işini kaybetmek her zaman kesin dönüşe delalet etmez. Başka bir deyişle kişi işsiz kalabilir, ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir. Söylenenleri özetlemek gerekirse Federal Almanya'da işsizlik sigortasından yardım almak kişinin Almanya'da oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi belirecek somut olayın özellikleri de gözönünde tutularak aynı güçte delillerle kanıtlanabilir. Davalı bu nitelikte bir delil getiremediğinden 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanmanın iptali doğru olduğu halde davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı SSK vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı SSK. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 8.7.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
UYUŞMAZLIK : Davalı sigortalıya 3201 sayılı Yasaya göre borçlanıp borçlanma bedelini ödedikten ve yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yaşlılık aylığı alırken yurtdışında çalışması ve kesin dönüş yapmaması halinde yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceğine ve Kurumun istirdat davasına hakkı olup olmadığına ilişkindir.
506 sayılı Kanunun 60. maddesinde yaşlılık aylığı şartları olarak sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı, yazılı istekte bulunmak ve çalıştığı işten ayrılma ve çalışma yasağı olarak belirlendiği için 3201 sayılı Yasada da yurtdışında çalışan işçiler yönünden 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinde işten ayrılma ve çalışma yasağı şartına paralel olarak işten ayrılma ve yurda kesin dönüş şartı konulmuştur. Ancak 506 sayılı Kanunun 63. maddesinin B fıkrasında yapılan değişiklikte yaşlılık aylığı alan kimseler için destek primi ödeme şartıyla çalışma yasağı kaldırıldı. Yaşlılık aylığı alanların hizmet akdiyle çalışmaları 3279 sayılı Yasa ile kabul edildi. Böylece çalışan işçinin çalışırken yaşlılık aylığı şartlarına haiz olması halinde işten ayrılmadan yaşlılık aylığı alması mümkün olmuştur. Nitekim 1479 sayılı Yasanın 35. ve 2926 sayılı Yasanın 17. maddesinde de yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılma şartı konulmamıştır. Şu durumda, 506 sayılı Kanunun 63/B maddesindeki (3279 sayılı Kanunda değişiklik) değişiklikle işten ayrılma şartı ve çalışma yasağı kaldırıldığı için 3201 sayılı Yasadaki yurda kesin dönüş ve yurt dışında çalışma yasağı kaldırılmış ve ilga edilmiş olarak kabulü gerekir. Aksi halde, yurt içindeki işçiler ile yurt dışındaki işçiler için ayrı ayrı yaşlılık aylığı şartları kabul edilmiş olur ki, o da Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik, 49. maddesindeki çalışma hürriyeti, 60 ve 62. maddelerdeki Sosyal Güvenlik hakkı maddelerine aykırı olur. Bu itibarla mahalli mahkeme kararının onanması gerekirken, Özel Daire çoğunluk bozma kararı doğrultusundaki Genel Kurulun bozma kararına karşıyım. 8.7.1998
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy