(1479 S. K. Ek. Geç. m. 4) (7201 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki Tesbit ve Muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28/11/1997 gün ve 1997/416-364 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 23/3/1998 gün ve 1998/2075-2161 sayılı ilamiyle; (...Davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Yasanın ek geçici 4. maddesidir. Bu madde ile isteğe bağlı sigortalının borçlanması düzenlenmiş olup, borçlanma primleri, bu konudaki kurum yazısının sigortalıya tebliğinden itibaren 2 yıl içerisinde ödemesi gerekir.
Davalı Kurum, bu sürenin aşıldığı nedenle 27/11/1995 tarihinde yapılan ödemenin geçerli olmadığını belirterek, borçlanmayı iptal etmiştir.
Ne var ki; davacının Kurum şahsi sicil dosyasının incelenmesinde, borçlanmanın kabulüne dair yazının 23/10/1992 tarihinde, posta alındısında, teslim alanın adı ve soyadı ile kimliği yazılmaksızın sadece imza karşılığında tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının da kendisi ve aile fertlerine bir tebligatın yapılmadığı borçlanmayı kendiliğinden giderek ödediği iddiası karşısında, öncelikle davacıya 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 16. maddesine uygun bir tebligatın yapılıp yapılmadığının saptanması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; kurumdan ve posta idaresinden bu konuda tüm bilgi ve belgeler getirtilerek var olduğu belirtilen tebligatın kime yapıldığının saptanması, bu konuda doğacak uyuşmazlık karşısında imza araştırması da yapılarak sonucuna göre kurumun borçlanmanın iptali işlemi hakkında karar vermekten ibarettir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile usule ve yasaya aykırı hüküm kurulması bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 23.09.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy