(506 S. K. m. 6, 79)
Dava: Taraflar arasındaki hizmet tesbiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.12.1997 gün ve 1996/136 E- 1997/347 K. sayılı kararın incelenmesi davalı SSK vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.3.1998 gün ve 1998/1641-2073 sayılı ilamı ile; ... dava, davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir. Davacının tesbitini istediği çalışmalar uzun süreye aittir. Öte yandan tanıkların, uzun süreye ait bilgileri eksiksiz olarak hafızalarında bugüne değin korumaları, hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine göre uygun olmadığı da söz götürmez. Bundan başka tanık sözleri dışında herhangi bir ciddi delil de getirilmemiştir.
Hal böyle olunca, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, verilen işe giriş bildirgesinde davacının 1.3.1978 tarihinde işe girdiği bildirildiğine göre, o tarihte bir gün çalıştığının tesbitine karar verilmemesi dahi bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı SSK vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalılardan işverenlere ait işyerinde 1977-22.4.1996 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ancak kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmanın tesbiti istemine ilişkindir.
Bu istekle açılan davalarda özellikle çalışmanın tesbitinin istenildiği tarihlerin uzun süreler öncesine ait bulunması halinde, mahkemece büyük bir duyarlılık gösterilmesi ve gerçeğin duraksanmayacak ve kanaat verici biçimde saptanması gerekir.
Davacının iddiasını kanıtlamak için ikame ettiği yeminle dinlenen tanık beyanları soyut içerikte olup kanaat vermekten uzaktır.
Ancak, olayda tartışmasız olan davacının 1.3.1978 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 28.3.1978 tarihinde verilmiş olmasıdır.
Hal böyle olunca yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak yapılan keşif sırasında muhasebecide olduğu bildirilen işverenin kayıt ve belgelerinin getirtilerek davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordroların da kayıtlı kişiler ile benzer işi yapan başka işverenlerin kayıtlarına geçmiş kişiler tesbit edilerek bu kişilerin bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı SSK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 09.12.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy