(1163 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki "Kooperatif kararının iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.11.1996 gün ve 1995/1089-1996/1079 sayılı Kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.4.1997 gün ve 1997/2550-2717 sayılı ilamı ile; ... davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ortaklıktan ihraç edildiğini, ödeme ihtarlarının usule uygun olmadığını ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, ikinci ihtarname ile 1 aylık süre tanınması zorunlu olmasına karşın 30 günlük süre tanındığı ve aynı mali yükümlülüğe ilişkin iki haklı ihtarname düzenlenmemiş bulunması nedeniyle davanın kabulüne, kooperatif yönetim kurulunun ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatif, davacının aidatlarını ödememesi nedeniyle temerrüde düştüğünü kabul ile davacının ihracına karar vermiş bulunmaktadır. Mahkemece, davacıya gönderilen 2 nci ihtarın yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu ikinci ihtarın incelenmesinde, davacının borcunun toplamı 12 milyon TL olduğu ve kısmi ödeme nedeniyle, ödemenin miktarı 7 milyon TL göz önüne alınarak 5 milyon TL`sinin daha ödenmesi gerektiğine ilişkin 2 nci ihtarın yapıldığı anlaşılmıştır. İkinci ihtardaki açıklanan bu durumun usulüne uygun olduğu gözlenmiştir. Ancak ikinci ihtarın alt kısmında, ayrıca Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarının yazılması ve bunların borcunun belirtilmesi borçların istenmesi anlamında olmayıp, sadece belirtilmesi niteliğini taşıdığı için, ikinci ihtarın geçersiz olduğunun öne sürülmesi mümkün görülmemiştir.
Açıklanan bu durum karşısında, davalı kooperatifin gönderdiği ikinci ihtarın dahi usulüne uygun bulunduğu ve 30 günlük sürenin de tebligatın Haziran ayında yapılması nedeniyle sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından, mahkemece ihraç kararının iptaline ilişkin kararın reddine karar verilmesi gerekmekle, davalı kooperatifin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.2.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy