(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 11.3.1997 gün ve 1996/48 E- 1997/63 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 5.3.1998 gün ve 1998/1364-1447 sayılı ilamı ile (...Davacı vekili, müvekkilinin davalıya daha sonra vereceği mal karşılığı olarak 10.7.1995 keşide tarihli bir adet boş bono verdiğini, ancak davalının müvekkiline hiç mal vermediği halde bu bonoyu (625.000.000) TL. olarak doldurulup icra takibine koyduğunu, bono üzerindeki keşide tarihi, imza ve malen yazısının müvekkiline ait olduğunu, bunun dışındaki yazıların davalı tarafça doldurulduğunu davalı tarafça müvekkiline herhangi bir malda verilmediğini ileri sürerek, söz konusu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitini %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bononun mal bedeli olarak verilmediğini, davacının davalının İş Bankası Erdek Şubesi'ndeki ticari kredisini kullandığını, ancak kredi borcu ödememesi nedeniyle müvekkilinin davacının da bonoyu bu borcun teminatı olarak düzenleyip verdiğini ve fakat davacı kötü niyetli olduğundan senede "malen" kaydı yazdığını, senedin karşılıksız olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine dairemizin 29.12.1997 tarih ve 1997/9339-9756 sayılı kararı ile onanmış olup, bu kez davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Davalı vekili, davacının müvekkiline ait dava dışı T. İş Bankası'ndaki kredi limitinden kredi kullandığını savunmuş ve bankadan gelen yazıda da bu husus açık olarak belirlenmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalı tarafın savunması üzerinde yaptırılarak davacı tarafın davalının kredisini kullanıp kullanmadığının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye davalı karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de takip tarihi 19.1.1996 tarihi olup, dava ise 5.2.1996 tarihinde açılmış olup, icra tazminatı dava açıldığı anda istenebilir. Sonradan talep edilen icra tazminatına hükmedilmesi de doğru değildir.
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile dairemizin 29.12.1997 tarih ve 1997/9339-9756 sayılı onama kararının kaldırılarak kararın bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Ancak, Özel dairenin kabul biçimine göre bozmaya konu ettiği icra inkâr tazminatının dava açıldığı anda istenmesi gerektiği hususuna gelince; davaya cevaba cevap dilekçesinde davacı icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş, davalı-alacaklı bu talebe karşı da çıkmamıştır. Bu durumda kural olarak yasadaki şartların oluşması halinde davacının kötü niyet tazminatı isteyeceğinin kabulü gerekir. Ne var ki, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozması doğrultusunda mahkemece yapılacak yargılama sonucunda dava kabul edildiği takdirde İİK'nun 72. maddesindeki kötü niyet koşulu değerlendirilerek tazminata karar verileceği açıktır. Bozma nedenine göre, bu yönün sadece açıklanmasıyla yetinilmiştir.
Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıdaki nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZLMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.10.1998 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy